28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı hava saldırıları, yalnızca bir jeopolitik macera değil, aynı zamanda dünya halklarının cebine doğrudan el uzatan bir ekonomik soygun haline geldi. İran’ın misillemesiyle Hürmüz bogazi fiilen kapandı; dünya petrolünün yüzde 20’si akamadı. Tankerler durduruldu, füze ve drone saldırıları bölgeyi cehenneme çevirdi. Sonuç: Petrol fiyatları 60-70 dolar bandından 100 doların üzerine fırladı, benzin ve mazot zamları rekor kırdı, küresel tedarik zincirleri kilitlendi, uçuşlar aksadı, bazı ülkelerde yakıt karneye bağlandı.
Bu kriz, bir domino etkisi yarattı. Enerji şoku en ağır darbeyi yoksullara vurdu: Asya ve Avrupa’da milyonlarca hane, artan yakıt, gıda ve ulaşım maliyetleriyle boğuşuyor. Talep yıkımı başladı; okullar tatil edildi, çalışma saatleri kısaltıldı, ihracat yasaklandı. Zenginler ve büyük şirketler ise tam tersine aşırı kâr peşinde. Bu tür şoklar enflasyonu zenginlerden yoksullara doğru bir servet transferi mekanizmasına dönüştürüyor.
Big Oil’in Zaferi, Halkın Felaketi
Petrol fiyatlarındaki %60’lık sıçrama sayesinde ABD merkezli Big Oil devleri (ExxonMobil, Chevron başta olmak üzere) Mart ayında bile milyarlarca dolar ekstra gelir elde etti. Yıl sonu tahmini 60 milyar doları aşan windfall profit (beklenmedik aşırı kâr). Hisse senetleri %5-7 yükseldi, piyasa değerleri şişti. Bu kârların büyük kısmı, ABD’de en zengin %10’luk kesimin eline gidiyor – zira hisse senetlerinin %87’si onların. Rusya da yaptırımlara rağmen günlük 150 milyon dolar ekstra bütçe geliriyle keyif yapıyor. Kömür ve gübre üreticileri de yan kârlarını cebe indiriyor.

Peki halk ne yapıyor? Avrupa ve Asya’da yoksul haneler yakıt ve gıda faturalarını ödeyemez hale geldi. Bazı ülkelerde benzin istasyonlarında kuyruklar, karne uygulamaları başladı. Slovenya AB’de ilk rasyonlama yapan ülke oldu. Asya’da Sri Lanka, Endonezya, Myanmar gibi ülkeler günlük yakıt limitleri getirdi. Çin rafine yakıt ihracatını yasakladı. Bu, “savaşın maliyeti” diye yutturulan bir sınıf savaşı aslında: Zenginler savaş lobisiyle kâr ederken, işçiler, emekliler, düşük gelirli aileler faturayı ödüyor.
Hükümetler Ne Yapıyor? Yetersiz ve Gecikmeli
Ekonomistler aşırı kâr vergisi (windfall profit tax) ve fiyat kontrolleri çağrısı yapıyor. 2022 Ukrayna krizi sırasında kısmen uygulanan bu önlemler şimdi tekrar gündemde ama hâlâ yetersiz kalıyor.
ABD’de Demokrat Senatör Sheldon Whitehouse ve Temsilci Ro Khanna, Big Oil Windfall Profits Tax Act’i (S.4111) Mart 2026’da yeniden sundu. Büyük petrol şirketlerinden (günlük 300 bin varil üstü üreten/ithal edenler) Brent fiyatı ile 2025 ortalaması arasındaki farkın %50’si kadar vergi alınması, bu paranın düşük gelirli hanelere aylık/çeyreklik iade olarak dağıtılması öngörülüyor. Tahmini yıllık gelir 33 milyar dolar civarı. Ancak Trump yönetimi ve Cumhuriyetçiler şiddetle karşı çıkıyor; yasa hâlâ Finans Komitesi’nde bekliyor.
AB tarafında Almanya, İtalya, İspanya, Portekiz ve Avusturya maliye bakanları 3-4 Nisan 2026’da ortak mektupla AB Komisyonu’na seslendi: Enerji şirketlerinden windfall tax alınsın, tüketicilere destek ve yeşil geçiş için kullanılsın. 2022 modeline benzer şekilde, kârlar önceki 4 yılın ortalamasının %20 üzerindeyse %33+ vergi hedefleniyor. Bazı ülkeler ulusal düzeyde harekete geçebilir ama lobiler ve şirketlerin kâr kaçırma taktikleri yüzünden uygulama zayıf kalıyor.
Ek önlemler arasında yakıt vergisi indirimleri, stratejik rezerv salınımı (IEA rekor miktarda petrol saldı), fiyat tavanları ve talep azaltma (enerji tasarrufu) var. Ama bunlar kısa vadeli yamalar. Hormuz aylarca kapalı kalırsa hiçbir önlem yetmez.
Bu Savaş Halka Karşı Bir Ekonomik Suç
Bu savaşın “jeopolitik zorunluluk” diye savunulması yalan. Sonuçta öngörülebilir bir ekonomik intihar yaşanıyor. ABD askeri harcamaları artıyor, Avrupa ve Asya’daki müttefikler ağır bedel ödüyor, küresel enflasyon yükseliyor. Irak, Afganistan, Libya savaşları gibi bu da trilyonlarca dolara mal olacak ve hegemonyayı daha da zayıflatacak. Çin ve Rusya İran’ı desteklerken, petrole bağımlı herkes (ABD dahil) zarar görüyor.
Savaş, emperyalist rekabet ve güç dengesi meselesi olabilir; ama halkların sırtına bindirdiği yük açık bir sınıf sömürüsü. Big Oil ve hissedarları savaşın “yan ürünü” diye kâr ederken, yoksullar yakıt kuyruklarında bekliyor. Bugünkü tablo ortada: Savaş zenginleri daha zengin, yoksulları daha yoksul yapıyor. Hükümetler windfall vergisiyle biraz dengelemeye çalışıyor ama asıl mesele savaşın kendisi. Bu kriz, kapitalizmin “şoklardan kâr etme” mekanizmasının en çıplak hali. Halklar öderken, petrol baronları ve silah tüccarları gülüyor.