Küba, 1959’dan, yani Küba devriminden bu yana ambargo altında.
67 yıldır emperyalist zorbalık altında halkın iktidarını sürdürmeye çalışan Küba, bugün geçen 67 yıldan daha ağır bir ambargo ile karşı karşıya.
Küba’ya petrol akışı, ABD tarafından neredeyse tamamen engellenmiş durumda.
VENEZÜELLA’YA SALDIRI, KÜBA’YA SALDIRI DEMEK!

ABD emperyalizmi, 67 yıldır Küba’daki sosyalist iktidarı yıkmaya çalışıyor.
Bunun için devrimin önderi Castro’ya karşı 50’yi aşkın suikast girişiminde bulundular. Bunun için, birkaç kez askeri müdahaleyi denediler. Kaçkın Kübalıları kullanıp ülkede sabotajlar yaptırmaya çalıştılar. Ama ön enemli silahları “ambargo” oldu.
Küba, diğer sosyalist ülkelerin desteği ve yardımlaşmasıyla uzun yıllar bu ambargoyu savuşturabildi.
Sosyalist ülkelerin yıkılmasından sonra, Küba açısından halkın yaşamını sürdürmek ve halk iktidarını devam ettirmek, daha da zor hale geldi. Ancak emperyalizme karşı şu veya bu biçimde direnen ülkelerin desteği yine de devam etti.
Ancak, ABD’nin Venezüalla’ya saldırısı ile durum daha da ağırlaştı. ABD’nien Venezüella’ya saldırısı aynı zamanda Küba’ya saldırıydı.
Çünkü Venezüella, Küba’nın en önemli petrol tedarikçisiydi.
KÜBA’YA PETROL VEREN ÜLKELERE TEHDİT!
“Benim için küçük bir mevzu”
Trump, geçen haftaki bir röportajında., “ABD’nin Küba’yı işgal etmek ya da yönetimi devirmek gibi bir planının olup olmadığına” ilişkin bir soruya şu cevabı verdi.
“50 yıldır bu konu, pastanın üzerindeki krema gibi. Benim için bu küçük bir mevzu. Venezuela harika gidiyor. (Delcy Rodriguez) harika bir iş çıkarıyor. Onlarla ilişkilerimiz harika.”
Trump’ın böyle demesinin en önemli nedeni, işbirlikçi, teslimiyetçi Rodriguez yönetiminin Küba’ya petrol vermeyi kesmesiydi.
Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun 3 Ocak 2026’da ABD tarafından kaçırılmasının ardından, yerine gelen işbirlikçi yönetim, ABD’nin baskısıyla Küba’ya petrol tedarikini kesti.
ABD bununla yetinmedi.
Trump, 30 Ocak 2026’da, bir kararname çıkararak, “Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara gümrük vergisi uygulanmasını” gündeme getirdi. Kararnameyle, “ABD’nin, Küba’ya doğrudan veya dolaylı olarak petrol sağlayan ülkelerden yapılan ithalata ek gümrük vergisi uygulamasına olanak tanıyan yeni bir tarife sistemi getirileceği” belirtildi.
Bu kararname, bir çok ülke açısından Küba’ya petrol ihracını fiilen imkânsız hâle getiriyor.
Petrol yokluğu ise, elbette her ülke için olduğu gibi, Küba için de büyük sorun.
Sağlık hizmetleri aksıyor, eğitim aksıyor. Küba’da şu anda sürekli elektirik kesintileri ve karartma uygulanıyor.
“ABD’NİN POLİTİKASI ZALİMCE VE SOYKIRIMDIR!”

Küba’nın Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Diaz Palacios, bu ambargoya ilişkin şöyle diyor:
“Bu yaptırımların kendisi direkt olarak Küba halkının günlük yaşamını etkiliyor. Çünkü ülkemize petrol girişinin, akaryakıt girişinin engellenmesi, Küba’daki bir ekonomik yıkımın tetiklenmesi anlamına geliyor. Yaptırımlar, uzun saatler boyunca elektrik kesintilerine sebep oluyor. ABD politikası zalimce ve soykırım suçu teşkil ediyor. Günümüzdeki ABD hükümetinin bütün yaptırımlarına, bütün bedel ödetme çabalarına rağmen Küba halkı ise hâlâ ayakta, hâlâ direnmeye devam ediyor.”
Tarih: 67 YILLIK AMBARGO
ABD’nin Küba’ya yönelik ekonomik ve ticari ambargosu 1959 Küba Devrimi’nden beri uygulanıyor.
Ticaret üzerindeki kısıtlamalar 1960’ta başladı ve 7 Şubat 1962’de ABD Başkanı John F. Kennedy döneminde tam kapsamlı ticaret ambargosu resmen ilân edildi. Bu ambargo, Küba’nın devrimle ülkedeki ABD hegemonyasına son vermesine karşı, ABD emperyalizminin saldırısı olarak gündeme geldi ve günümüze kadar kesintisiz devam etti. Tüm zamanların “en uzun ticaret ambargosu” olarak tarihe geçti.