BATANLAR… TESLİMİYETİN BATAKLIĞINDA İKİ PORTRE: Rodriguez ve Doğan!

Önceki bir haberimizde “ÇÜRÜME ÇUKURU’NUN DİBİ, ÇÜRÜMENİN SINIRI YOK!” demiştik.
Bunun örneklerini hemen her gün yaşıyoruz.
Bu örnekleri, daha sık karşınıza getireceğiz.
Bugün iki örnek daha var;
ikisi de teslimiyetçiliğin, uzlaşmacılığın sınırı, dibi olmadığını gösteriyor bize.
Bir kez uzlaşma ve teslimiyet yoluna girildiğinde artık orada çher türlü onursuzluk boy gösterebiliyor.

*

Venezuela geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, dün Venezüella’daki bir gençlik toplantısında konuştu.
Venezuela geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez,
ABD’yi “ortak ve dost” olarak adlandırdı.
Başkan Trump’dan “bir dost ve ortak” olarak Venezülla’ya yönelik “tüm yaptırımları ve ablukayı sona erdirmesini istedi.

Daha, Venezüella’nın meşru devlet Başkanı Maduro bir emperyalist operasyonla ülkesinden kaçırılalı iki ay bile olmamışken,
onun koltuğuna oturan kadın, onu kaçıran ülkeyi “dost ve ortak!” olarak adlandırıyor.
İnsanın -normal ahlaklı, vicdanlı, mantıklı bir insanın- aklı almaz değil mi.. Kendi devlet başkanı, düne kadar ülkeyi birlikte yönettiği başkanı, haydutlar tarafından alınıp götürülmüş, Amerikan hapishanelerine atılmış, o ABD’den “dost” diye, “ortak” diye bahsediyor.
Ahlaksızca.
Utanmazca.
“Kaçırdığınız devlet başkanımızı geri buraya getirmediğiniz sürece ABD ile hiçbir ilişkimiz olmayacak!” demesi gereken yerde,
bu emperyalist haydut’u “dost ve ortak” olarak adlandırıyor.
Utanmaz, işbirlikçi, teslimiyetçi.
Ancak bir “utanmaz, işbirlikçi, teslimiyetçi” bunu yapabilir.


Uzlaşma ve teslimiyet bataklığından sesini duyduğumuz ikinci kişi ise, DEM Parti Şırnak milletvekili ve Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan.
Ayşegül Doğan da önceki gün, Adalet Bakanlığı’na atanan tetikçi hukukçu Akın Gürlek’le ilgili bir demeç verdi.
Basından aktarıyoruz:
“DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenerek ‘Bu fırsatı değerlendirmeli’ dedi ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca AİHM ve AYM kararlarının uygulanması ile başlayabileceğini söyledi. Doğan siyasi davalara değinerek ‘yargı bağımsızlığının gösterilmesi gerektiğine’ değindi.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasına değinen Ayşegül Doğan, şöyle devam etti:
“Akın Gürlek’e buradan çağrımızdır: Yemin ettiği metne uygun davranması, yani Anayasa’ya uygun hareket etmesi. Ne yapmalı? Anayasa’nın 90’ıncı Maddesinin gereklerini yerine getirmeli. AİHM ve AYM kararları uygulanmalı. Kendisi buradan başlayabilir. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruduğunu somut emarelerle göstermek istiyorsa, yeni bakan adaletin tecelli etmesini sağlamalı. Yapar mı? Bilmiyoruz. Yapmasını tavsiye ediyoruz. Haksız ve hukuksuz şekilde sürdürülen tüm bu davalarla ilgili olarak şu anda toplumun farklı kesimlerinden milyonlarca insanın gözü, Adalet Bakanlığı koltuğunda ve alınacak kararlarda.”

‘ADALET BAKANI BU FIRSATI İYİ DEĞERLENDİRMELİ’
Türkiye hukuk devletidir diyerek bugüne kadar hukuka uygun davranmayanları hepimiz biliyoruz. O yüzden başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak olmak üzere buradaki uzun listeden çeşitli örnekler verebilirim. Kent Uzlaşısı İttifakı’ndan başlayıp Barış Akademisyenlerine kadar uzanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında gözaltına alınan, tutuklanan, hapsedilenlerden; belediye başkanlarından, belediye meclis üyelerinden başlayıp çağdaş hukukçulara kadar uzanan dosyalardan bahsedebilirim. HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobanê Kumpas davası tutsaklarından söz edebilirim. Gezi Davası tutsaklarından söz edebilirim. Can Atalay’dan bahsedebilirim. Tayfun Kahraman’dan bahsedebilirim. Ayşe Barım’dan söz edebilirim. Hangi birini anlatalım? Ama diyoruz ki, şimdi Adalet Bakanı’nın yapması gereken işte bunları telafi edebilecek bir fırsatla karşı karşıya. Bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz.”


Yani Akın Gürlek’ten böyle bir beklenti içinde olmak için..
ona “bu fırsatı değerlendir!” diye seslenmek..
Akın Gürlek gibi bir tetikçiyi meşrulaştırmak,
ne “taktik”le, ne “diplomasi”yle açıklanamaz.
Bu artık teslimiyetçiliği, uzlaşmacılığı içselleştirmekle açıklanabilir.
Ne yapıp edip, düzene kendilerini kabul ettirmek istemeleriyle açıklanabilir.

Bunu yapar mı, bilmiyoruz diyor..
Niye bilmiyorsunuz?
Bu tetikçinin yaptığı hukuksuzlukları, duymayan kaldı mı acaba?

Veya biliyorsanız, niye bilmezden geliyorsunuz?

Adalet Bakanı
“bunları telafi edebilecek bir fırsatla karşı karşıya” imiş.
“Bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyor”muş.
Evet, tetikçi Gürlek de zaten “bu yaptığım hukuksuzlukları nasıl telafi ederim” diye gece gündüz bir fırsat arıyordu!
DEM ona bu fırsatı sunmuş, ne güzel!

Tetikçilerle, tetikçinin kurbanları, nasıl da güzel diyaloglar kuruyorlar.
Nasıl birbirlerini meşrulaştırıyorlar.
İşte bunu sağlayan, teslimiyet bataklığıdır.
O bataklığa girince, işler ancak böyle yürüyor.

Sosyal ağlarda paylaşın