Gazeteciler 10 Şehirde Taleplerini Haykırdı: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

AKP faşizminin devrimci, sosyalist ve muhalif tüm basın yayın organlarına yönelik baskılarına karşı, 24 Ekim’de gazeteciler meydanlara çıkarak “sansüra hayır, habere özgürlük” dediler.

Aynı gün 10 şehirde düzenlenen eylemlerde merkezi olarak “Sansüre hayır, habere özgürlük” pankartları açıldı.

Gazeteciler, tüm şehirlerde yürüyüş ve mitinglerle sorunlarını ve taleplerini dile getirdiler. Miting şeklinde gerçekleştirilen eylemler,

İstanbul’da Kadıköy Boğa Heykeli önünde, Adana’da Sanatçılar Parkı Basın Anıtı önünde, Bursa’da Şehreküstü Meydanı’nda, Eskişehir’de Köprübaşı’nda, Kocaeli’nde ise Uğur Mumcu Parkı’nda gerçekleştirilirken,

İzmir’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünden Liman’a, Ankara’da Kolej Kavşağı’ndan Sakarya Caddesi’ne, Diyarbakır’da Adliye önünden BTK önüne, Antalya’da Attalos Heykeli önünden Cumhuriyet Meydanı’na, Van’da Sanat Sokağı’ndan Kent Meydanı’na yürüyüşler yapıldı.

Eylemlerde atılan sloganlar, meydana çıkan ilerici, demokrat gazetecilerin faşizme karşı tavrının ifadesiyde. En yaygın atılan sloganlar şunlardı: “Direne direne kazanacağız”, “Sansür bitecek biz kalacağız”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Sansüre, kıyıma, kayyıma hayır”, “Yaşasın basın dayanışması”.

İstanbul’daki eylemde TGS, TGC, Basın Konseyi, Basın-İş, Haber Sen, Çağdaş Gazeteciler Derneği açıklama yaptı.

Açıklamalarda “gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması, medya kuruluşlarına kayyım atanması, internet sitelerine erişim engelleri getirilmesi ve sosyal medya hesaplarına yönelik sansür uygulamaları” protesto edildi.

“GAZETECİLİĞİN SUÇ, GERÇEĞİN TEHDİT.. SAYILDIĞI DÜZENE SESSİZ KALMAYACAĞIZ!”

İstanbul’daki eylemde gazeteci örgütlerinin ortak açıklamasında şöyle denildi:

“Gazeteciliğin suç, gerçeğin tehdit, haberin sakıncalı sayıldığı, yalnızca gazetecilerin değil itiraz eden herkesin sansürle baskıyla karşı karlıya bırakıldığı bir düzene sessiz kalmayacağız.

Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber sitelerine erişim engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medyaları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp, sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülke de basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haberler nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecilerin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.”

“GAZETECİLİK HALKTAN YANADIR”

Açıklamanın devamında baskılara karşı çıkmanın gazeteciler açısından bir sorumluluk olduğu belirtilerek şöyle denildi:

“Gazetecilik haktan yanadır, işçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizleştirilirken, kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumludur.”