Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, “yüksek güvenlikli” olarak tanımlanan kuyu tipi hapishaneler ve bu hapishanelerde süren açlık grevlerine dair bir basın toplantısı düzenledi. Şube binasında yapılan toplantıda, “Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın! Sevk talepleri kabul edilsin” pankartı yer aldı.
Çok sayıda avukatın katıldığı toplantıda ÇHD adına açıklama yapan avukatlar, bir kez daha kuyu tipi hapishanelerin niteliğini anlatırken, süren açlık grevleriyle ilgili de bilgi verdiler.
PİLİÇ: “Tutsakların seslerini büyütmek için yapılan büyüklü küçüklü her pratik büyük önem taşımaktadır.”

Toplantıda açıklama yapan ÇHD Üyesi Neslihan Piliç, Antalya Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde bulunan Gürkan Türkoğlu ve Tahsin Sağaltıcı’nın yüksek güvenlikli cezaevlerinin ve arkadaşlarının bu cezaevlerinden sevk edilmesi için sürdürdükleri süresiz açlık grevinin 213’üncü gününde olduğunu söyledi. Neslihan Piliç, “Aynı şekilde Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi Kuyu Tipi Hapishanesi’nde tutulan Hüseyin Özen de aynı taleplerle gerçekleştirdiği süresiz açlık grevinin 193. Gününde. Çorlu’da bulunan Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi Kuyu Tipi Hapishanesinde tutulan Doğan Karataştan da kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk edilmek talebiyle başladığı süresiz açlık grevinin 136. gününde” dedi.
Açlık grevindeki tutsakların sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren Neslihan Piliç, “Bugün itibariyle Gürkan Türkoğlu’nda, Tahsin Sağaltıcı ‘da ve Hüseyin Özen’de ağız yaraları çıkmış, unutkanlık ve denge problemleri gibi sorunlar baş göstermiştir. Süresiz açlık grevleri özellikle 140. günden sonra direnişçilerin sağlığında geri dönülmez hasarlar bırakmaktadır. Tutsaklar bu nedenle bir ömür boyu sinir hasarlarıyla, nörolojik sorunlarla, ayak ağrıları ve hafıza sorunlarıyla yaşamaktadır. Bu bakımdan tutsakların seslerini büyütmek, direnişe destek verebilmek için yapılan büyüklü küçüklü her pratik büyük önem taşımaktadır. Faşizmin acımasızca saldırdığı tutsakların tarih boyunca yöntemi direniş, ortağı ise kitleler olmuştur” diye konuştu.
Yüksek güvenlikli hapishanelerin durumuna değinen Neslihan Piliç, kuyu tiplerinin işkencehane olduğunu belirterek şöyle dedi:
“İşkence, kelime anlamı olarak, bir kimseye maddi veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet olarak tanımlanmaktadır. Hukuki olmaktan ziyade duygusal ve ahlaki bir nitelik taşıyan bu tanım, kime hangi sebepte olursa olsun kuvvetli acı ve ıstırap vermeyi ifade etmektedir. İnsanı insan yapan birçok değeri hiçe sayıp, onu obje konumuna düşüren işkence, bireyi kendi gözünde değersiz ve kişiliksiz kılan, ona aşağılanmışlık hissi veren bir muameledir. Kuyu tipi hapishaneler işkencehanedir. İnsanı insandan yalıtan; havaya, güneşe, yağmura hasret bırakan işkencehanelerdir”.
SEVİMLİ: “Tutsakların talepleri sevktir”
Basın toplantısında söz alan ÇHD Üyesi Güçlü Sevimli, tutsakların tecrit altında olduğunu belirterek, yüksek güvenlikli kuyu tipi hapishanelerdeki tecridin kabul edilemez olduğunu belirterek, Süresiz açlık grevindeki tutsakların sağlık durumlarının her geçen gün kötüleştiğini belirti. Sevimli, tutsakların taleplerinin başka hapishanelere sevk olduğunu belirterek, taleplerin karşılanması çağrısında bulundu.