Açlık Grevi Bayrağı Emperyalizme Karşı Yükseliyor!
Grup Yorum emekçisi, devrimci sanatçı Bergün Varan, Şili’deki Quilleco davası kapsamında emperyalist sermayeye karşı direnen Mapuçe politik tutsaklar Óscar Cañupan, Axel Campos, José Lienqueo, Roberto Garling ve Bastián Llaitul’un açlık grevine destek için bedenini açlığa yatırdı. Varan, kendi tutsaklık deneyimiyle yoğrulmuş bu eylemle, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!” şiarını bir kez daha haykırıyor. Bu destek, sadece iki ayrı kıtadaki direnişçilerin selamı değil; kapitalizmin küresel talanına, faşist devlet terörüne ve emperyalist sömürüye karşı proletaryanın ve ezilen halkların uluslararası sınıf dayanışmasının somut bir halkasıdır.

Bergün Varan’ın tutsaklık öyküsü, Türk faşizminin devrimci sanata, halk örgütlenmesine ve sosyalist mücadelenin sembolü Grup Yorum’a yönelik sistematik saldırısının aynasıdır. 7 kez tutuklanan Varan, toplamda yıllarca Silivri ve diğer zindanlarda kaldı. En son 29 Eylül 2022’de İdil Kültür Merkezi’ne düzenlenen komplocu baskında gözaltına alınmış, “örgüt üyeliği” ve Grup Yorum faaliyetiyle suçlanarak 1 yılı aşkın süre tutsak edilmişti. İddianameler bomboş; itirafçı yalanları, polis komploları ve “devrimci şarkı söyledi” gerekçesiyle dolu. Daha önce Berkin Elvan marşı, konser yasağı protestoları ve koro çalışmaları nedeniyle de defalarca gözaltı ve işkence gördü; saçları kökünden koparıldı, onuruna saldırıldı. Devlet, Grup Yorum’un halka umut ve direniş türküleri taşımasını “terör” diye damgalıyor çünkü devrimci sanat, ezilenlerin bilincini örgütlüyor, kapitalizmin kültürel hegemonyasını parçalıyor. Varan’ın her tahliyesi yeni bir tutuklamayla, her direnişi yeni bir saldırıyla karşılandı. O, bu zincirleri kırmak için daha önce de açlık grevlerinde bedenini ortaya koydu; şimdi ise Şili’deki yoldaşlarının yanında.
Varan neden Mapuçe tutsaklara destek açlık grevi yapıyor? Çünkü emperyalizm tek ve aynıdır. Şili’de çokuluslu ormancılık tekelleri (Arauco vb.) Wallmapu topraklarını talan ederken, Mapuçe halkı ormanları, suyu ve atalarının toprağını savunuyor. Kamyon yakma eylemleri, bu talana karşı meşru toprak mücadelesidir; Şili devleti ise bunu “terör” diye yaftalayıp anti-terör yasalarıyla politik tutsak yaratıyor. Tıpkı Türkiye’de kuyu tipi hapishanelerde devrimcileri tecrit edip sesini kısma çabası gibi. Axel Campos’un susuz grevde hastaneye kaldırıldığı, beş yoldaşın sağlık durumunun kritik olduğu bu süreçte Varan’ın desteği, sosyalist enternasyonalizmin gereğidir: “Toprak işgalcilere, sermayeye değil; halklara aittir!” sloganı, hem Latin Amerika’da hem Anadolu’da yankılanıyor.

Bu eylem, yalnızca bireysel bir dayanışma değil; sınıf mücadelesinin evrenselliğini gösteriyor. Kapitalizm, yerli halkları, işçileri, devrimci sanatçıları aynı zincirle bağlıyor. Türk faşizmi Grup Yorum’u susturmaya çalışırken, Şili oligarşisi Mapuçe direnişini ezmek istiyor. Halklar bilir ki, emperyalizmin zincirleri ancak enternasyonal dayanışmayla kırılır. Varan’ın açlık grevi, Filistin’den, Şili’den Türkiye’ye uzanan anti-emperyalist cephenin bir parçasıdır.
Bergün Varan ve tüm devrimci tutsaklar, bedenlerini silah ederek faşizme “dur” diyor. Bu direniş, ezilenlerin zaferine giden yolda yeni bir halkadır.