Ateş altında bir dünyadayız.
Hemen tüm ülkelerde emperyalist, faşist kuşatma altındayız.
Gözyüzünden bombalar yağıyor halkların üstüne.
Halkların en diri, dinamik güçlerine karşı operasyon üstüne operasyon yapılıyor.
8 Mart, Dünya Emekçi Kadınları’nın mücadelelerle kazandıkları hakların ve özgürlüklerin adıdır. Bir zaferin adıdır. Onun için “kutlu olsun!” diyoruz.
Lakin saldırıları ve direniş sürüyor.
Bunun için 8 Mart, bitmeyen ve halkların nihai kurtuluşuna kadar da bitmeyecek bir kavganın adıdır.
İran’ın kadınları, bombalar altında bugün.
Lübnan’ın, Filistin’in kadınları bombalar altında.
Küba’nın kadınları karanlıkta.
Türkiye’nin direnen özgür kadınları, kuyu tiplerinde.
Suriye’nin kadınları gericiliğin ağır baskısı altında.
Venezülla’nın kadınları, emperyalist saldırının ve işbirlikçi bir yönetimin onursuzluğunu yaşıyor.
Dünyanın dört bir yanında kadınlar, çocuklarını doyuramamanın acısını yaşıyor. Yüzbinlerce kadın, göç yollarında kendine asla ulaşamayacağı “huzurlu” bir gelecek arıyor.
Kadınların mücadele içindeki “oranları” ne olursa olsun, onlar kavganın yarısıdır. Tarih boyunca da öyle olmuştur.
Kadın ve erkeğin, halkın kurtuluşu birdir. Tüm sınıflar mücadelesi tarihi bunun kanıtıdır.
Burjuvazi, tüm araçları kullanarak, kadınların tarihsel mücadelesini yanlış yönlere kanalize etmeye çalışıyor.
Kadının “iki kez” ezilmesine, aşağılanmasına tavır alarak,
kavganıhn ve hayatın içinde kadın-erkek eşitliğini inşa ederek,
birlikte kurtuluş mücadelesini yükseltme zamanıdır.

Bombalar altında bir dünyada,
emperyalist kültürün, yozlaştırmanın bombalardan daha büyük tahribatlar yarattığı bir dünyada,
tek kurtuluş şansımız budur.
Tüm dünyada,
tüm cinsiyetler,
tüm milliyetler,
tüm inançlar
tüm halklar…
birlikte direnmeli, birlikte dövüşmeliyiz.
8 Mart dileğimiz budur.
Dünyanın tüm devrimci, ilerici, anti-emperyalist, anti-faşist, vatansever güçleri, kadını erkeğiyle, siyahı, beyazı, sarısıyla…
birleşmeli, emperyalizme karşı birlikte yürümeliyiz.
Budur 8 Mart dileğimiz.
Kadınlar;
Direniş ve savaş alanlarında, hapishanelerde, hapishane önlerinde, ölüm oruçlarında, yoksul gecekondularda bu kavgaya sevgilerini, şefkatlarini, emeklerini ve canlarını kattılar.
Bu kavgada şehit düşen ülkemizin ve dünyanın tüm direnişçi kadınları, dünya kadınlarının ve halklarının en zengin mirasıdır.
Bu miras, Hakikat Bacılarından, Rosa Luxemburglara, Kara Fatmalardan Mitka Gribçevalara, Tanyalardan Ulrikelere, Leyla Qasimdan Soha Becharaya, Sabolardan Gülsümanlara, Idillerden Ebrulara uzanan bir derya denizdir.
Bu miras, kadın özgürlüğünün yolunun ışığıdır.
Kadınlarımız, bu ışığı takip ederek özgürleşiyorlar ve özgürleşecekler.
Bu birası büyütelim. Bu mirası zenginleştirelim.
Budur 8 Mart dileğimiz.
Dünyanın emekçi kadınlarını, direnen kadınlarını Ahmet Arif’in dizeleriyle selamlıyoruz:
“Selam olsun göğün yarısına
Selam olsun kavganın gülen yüzüne
Selam olsun gül olana, gül kokana.
Zalime zulme siper olana
Kadına
Emekçi kadınlara
Selam olsun..”
08.03.2026
Avrupa Halk Cephesi