Avrupa Halk Cephesi: Avrupa’daki Halkımız ve Devrimciler Olarak;
Türkiye Devriminin Bir Parçasıyız!
Çayanlar’ın Yolu, Yolumuzdur! Bu Yolda Şehit Düşenler Onurumuzdur!

30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve yoldaşlarının katledilmesiyle ilgili bir çok yerde anmalar düzenleniyor, çeşitli kurumlar açıklamalar yapıyorlar.
Yarım asırı aşkın zaman geçmiş ve Mahirler hala yaşıyorlar. Hala günceller. Hala milyonlar onun izindeler.
Konuyla ilgili açıklama yapan kurumlardan biri de Avrupa Halk Cephesi.
Avrupa Halk Cephesi tarafından yapılan açıklamada, Mahirlerin “mültecilik” konusunda da, mülteciliği reddedişle bir gelenek ortaya koydukları belirtilerek, Mahirler’in yolunda mücadele çağrısı yapılıyor.
Açıklamada şöyle deniliyor:

“Avrupa’daki Halkımız ve Devrimciler Olarak;
Türkiye Devriminin Bir Parçasıyız!
Çayanlar’ın Yolu, Yolumuzdur! Bu Yolda Şehit Düşenler Onurumuzdur!

Bugün 30 Mart!
Türkiye tarihinin, Türkiye sınıflar mücadelesinin dönüm noktası.
Türkiye halklarının onur ve kahramanlık günü.
Türkiye devriminin yolunun kan ve canla, şan ve şerefle ışıklandırıldığı gün.
Mahir Çayanlar’ın teorisi ve pratiğinin ışığında, Türkiye Devrimi Yolunda savaşan ve şehit düşen tüm şehitlerimizi selamlıyoruz!

MAHİRLER HEP HAKLIYDI VE BUGÜN DAHA FAZLA HAKLILAR!

Siyasi açıdan, ahlaki açıdan, hukuk açısından, evrensel kazanımlar açısından, dünyanın çivisini çıkaran bir emperyalist saldırganlık altındayız.
Çok nettir; bugünkü emperyalist saldırganlık, onların gücünden değil, güçsüzleşmelerinden kaynaklanıyor.
Çok nettir; çürüdükleri için, çürümeyi çok geniş kesimlere ve coğrafyalara yayarak varlıklarını sürdürebilecekleri ortada olduğu için; tüm dünyayı çürütmeye çalışıyorlar.
Mahir Çayan’ın o gün çizdiği kurtuluş yolu, o gün geçerliydi, dün geçerliydi, bugün daha fazla geçerlidir.
Bu alçak, namussuz, saldırgan, kuralsız emperyalizm karşısında, HALKIN İKTİDARI’nı kurmanın tek yolu, Mahir Çayanlar’ın formüle ettiği HALK SAVAŞI’dır.
Böyle bir dünyada, parlamenter yoldan, “barış” ve uzlaşmalarla, halkın özgürlüklerini kazanmanın, adaleti sağlamanın, milyonda bir bile ihtimali yoktur.
Bu nedenle, Marksizm-Leninizmi yaratan ve uygulayan tüm devrim önderlerini, Türkiye devriminin yolunu aydınlatan önderleri bir kez daha şükranla anıyoruz.
Bu yolda şehit düşerek, devrime akışın sürekliliğini sağlayan tüm şehitleri saygı ve minnetle anıyoruz.
Adları onurumuz, mirasları gururumuz, miraslarını taşımak borcumuzdur.

AVRUPA’DAKİ HALKIMIZ VE İLTİCA ETMİŞ DEVRİMCİLER, VATANSEVERLER!

Mahir Çayanlar, kısa ömürlerine, kısa süreli devrimci pratiklerine, Türkiye solunun sonraki yarım asrını belirleyecek gelenekler sığdırdılar.
Teslim olmama geleneğinden firar geleneğine, birlik anlayışından enternasyonalizme bakışa kadar, herşeyin ruşeym hali (tohum ve oluşum hali) THKP-C’nin pratiğinde vardır.

Bu geleneklerden biri de Mahir Çayan ve yoldaşlarının “mültecilik” konusundaki tutumudur.
Mahir ve yoldaşları, Maltepe hapishanesinden firar ettikten sonra, ülke çapında vur emirleriyle aranırken, gidebilecekleri her yer takip ve operasyon altındayken, bazı yoldaşları onları “yurtdışına çıkarmayı” önerdiler.
Mahir ve yoldaşları reddettiler.
O ağır koşullarda ülkede kalıp savaşı örgütlemeyi tercih ettiler.
Bugün Avrupa’da yüzbinlerce siyasi mülteci var.
Mülteciliğin tek özeleştirisi, yeniden en güçlü ve en net şekilde mücadele ve örgütlülük içinde yer almaktır. Silkinip ayağa kalkmaktır. Muhasebesini yapıp, amalara, koşullara sığınmadan yeniden Çayanlar’ın yolunda saf tutmaktır.
Kızıldere’nin Avrupa’ya vuran ışığında bu var.

GENÇLERİMİZ!

Mahir Çayan katledildiğinde 26 yaşındaydı.
Arkasında bıraktığı teorik pratik miras, yüzyıllık mirastı.
26 yaşındaki genç adam, bugün tüm gençlerimize örnektir.
“Genciz, yaşımız küçük, tecrübemiz yok, yapamayız…” diye düşünmeyin.
Yapabilirsiniz ve yapmalıyız.
Dünyayı bu alçak pedofili devlet başkanlarından, bu soyguncu sömürücü bunaklardan kurtarmanın yolu, gençliğin ayağa kalkışından geçer.
30 Mart’ın bu yıldönümünde neden özel olarak size sesleniyoruz?
Çünkü Mahirler, devrimci gençlik geleneğinin önderleridir.
Çünkü, bugün, emperyalist sistem, tüm geleceğini SİZİ YOKETMEK, SİZİ ÇÜRÜTMEK ÜZERİNE kuruyor.
Yok olmayın. Çürümeyin!
Yok olmamanızın yolu, herbirinizin bir mahir, her birinizin bir cevahir olmasından geçer.
Olursunuz, olamazsınız, ama bu güzel onurlu yola girin. Bu yolda, emperyalizmin sizi yoketme ve çürütme politikalarına karşı isyan bayrağını açın. Adaletsizliklere karşı elde kılıç, klavye, kalem, ne bulursanız onunla savaşın. Gerisi gelecektir. Gerisi gençliktir, gençlik gelecektir. Gerisi Mahir’dir.

HALKIMIZ! DÜNYA HALKLARI!

Dünya, 1970’lerden bu yana sayısız alt üst oluşlar geçirdi.
Sistemler yıkıldı, sistemler kuruldu.
Devrimler gördük, karşı-devrimler yaşadık.
Pusular kuruldu, kuşatmalara düştük, kuşatmalar yardık.
Bu yarımn asrı aşan tarihte, herşeyi yaşadık, ama asla umutsuzluğu yaşamadık. Ama asla teslimiyeti yaşamadık.
Devrim iddiamız, sosyalizmi inancımız hiç yok olmadı.
Mahirler, ve o günden bu yana bu devrimci çizgiyi hayata geçirmek için emek verenler, savaşanlar ve şehit düşenler, bugün hala bu iddianın ve inancın en önemli, en değerli, en güçlü kaynağıdır.
Tüm halkımızı, tüm dünya halklarını bu kaynaktan beslenmeye davet ediyoruz. Mahirlerin aydınlattığı yolda, onların bayrağı altında birleşelim!
Zafer, Kızıldere yolundadır!
ŞAN OLSUN KIZILDERE’YE! ŞAN OLSUN KIZILTDERE MANİFESTOSU YOLUNDA DÜŞENLERE VE DÖVÜŞENLERE!”

Sosyal ağlarda paylaşın