AİLELER ADALET İÇİN MEYDANLARDA – 3: “Depremde… Binlerce insanın ölümünde bile sorumlular hesap vermeyecekse daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?”

Adalet’e aç olanlar, bugün de Maraş’ta Adalet Sarayı önündeydiler.
Adalet Sarayı önünde “Adalet Enkaz Altında” yazılı siyah çelenkle, adalet taleplerini dile getirdiler.

6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, bugün (7 Kasım’da) Kahramanmaraş Adalet Sarayı önünde yaptıkları eylemle, deprem katliamının sorumlularının beraat ettirilmesini, indirimli cezalar verilmesini protesto ettiler.
Deprem davalarındaki kararlara tepki gösteren Aileler, kamu görevlilerinin de hesap vermesini istediler.

Avukatlar ve aileler, Adliye önündeki açıklamalarında “deprem davalarında cezaların alt sınırdan belirlenmesini, iyi hal indirimlerini ve beraat kararlarını” protesto ederek, kamu görevlilerinin sorumluluklarının da etkili biçimde araştırılmasını ve onların da yargılanmasını talep ettiler.

Yapılan konuşmalarda avukatlar ve depremzedeler şunları belirttiler:

Hatay’ın Antakya ilçesindeki Rana Apartmanı’nda ailesini kaybeden avukat Eren Can: “ADALET HALE SAĞLANMADI!”
“6 Şubat depremlerinin üzerinden neredeyse dört yıl geçmiş olmasına rağmen adalet hâlâ sağlanmadı. Özellikle son dönemde, şu anda önünde bulunduğumuz Kahramanmaraş Adalet Sarayı’nda verilen kararlar vicdanları yaralamaktadır. Bizler, yakınlarını kaybeden aileler olarak bu kararları kabul etmiyoruz.”

Ebrar Sitesi’nde ailesini kaybeden Tuğçe Demir: “BULMADIĞIMIZ DELİL KALMADI!”
“Dört yıldır adliye koridorlarındayız. Sevdiklerimizi toprağa vermenin acısını bile yaşayamadan, kimi zaman ayakta duracak gücü kendimizde bulamazken adaletin sağlanacağı umuduyla mahkeme salonlarında mücadele ettik. Dört yıldır bulmadığımız delil, ortaya çıkarmadığımız ihmal, ispatlamak için uğraşmadığımız eksiklik kalmadı.
Yıkılan binaların projelerini, denetim belgelerini ve sorumluların imzalarını inceledik… Çünkü deprem kader değildir. Binlerce insanın ölümü; güvensiz kentleşmenin, denetimsizliğin ve yıllarca görmezden gelinen ihmallerin sonucudur”.

“Bazı kamu görevlileri mahkemelerde yalnızca imza attıkları yönünde savunma yaptılar…
O imzalar yalnızca kağıtların üzerine atılmadı. O imzaların altında insanların evleri, hayatları, aileleri ve çocukları vardı. Bugün attığı imzanın sorumluluğunu taşıyamayanlar, yarın hangi binanın güvenli olduğuna karar verecek? Kentsel dönüşümü kimler denetleyecek? Biz çocuklarımızı hangi güvenceyle o binalarda uyutacağız?”

“Bizler, bu ülkenin insanlarının yaşamak için şansa, ölmemek için bir sonraki depremin büyüklüğüne mahkum edilmesini kabul etmiyoruz.”