
Bugün 6 Mayıs. Tam 54 yıl önce bugün, gece saat 01-03 arasında emperyalizm işbirlikçisi Nihat Erim yönetimi 3 devrimciyi astı. Üç fidan; Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan ülkemiz toprakları emperyalizme peşkeş çekilmesin, vatanımız özgür ve bağımsız olsun dedikleri ve bu uğurda mücadele ettikleri için Ankara’da Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevi’nde asıldı.
Tek bir santim geri durmadılar.
Tek bir santim nedamet getirmediler.
Belki bir milim geri çekilseler idamları durdurulabilirdi ancak onlar böyle bir hayatta kalışı kabul etmediler. Kendi sandalyelerini kendileri tekmeledi üçü de…
Bugün ülkemizin bir çok yerinde Deniz, Yusuf, Hüseyin anıldı.
Ülkemiz devrim şehitlerine olan bağlılık ve vefa konusunda dünyada örnektir. Halkı ve vatanı için canını sakınmayan yiğitleri unutmamış, çocuğuna isimlerini vererek, 54 yıl geçmesine rağmen halkın en değerlileri devrimcileri dün asılmışçasına öfke ve hasretle anarak onları yaşatmaya devam etmektedir.
Onlardan sonra zulüm arttıkça onlara olan bağ güçlendi. Her 6 Mayıs günü emperyalizme ve faşizme öfkenin dışa vurulduğu gün oldu.
Çok açık ve net bir şekilde söylenebilir ki; onların yolundan gidenler, onların bayraklarını yerde bırakmadı. Tıpkı onlar gibi halkı ve vatanı için canını esirgemeyen yiğitler yurdudur ülkemiz.
Deniz Yusuf Hüseyin’i anmak onların mücadelesini büyütmek onları aşmaktır.
Ülkemiz devrimcileri onların yolundan gitmiş, -onların istediği gibi- tartışmasız onları aşmış onlara layık olmuştur.
Deniz Yusuf Hüseyin’in emperyalizme ve faşizme karşı ellerine aldıkları silah bugün belki onun devamcısı olduğunu iddia eden siyasetlerin artık gündeminde dahi değil.
Ancak Deniz gibi, Yusuf Hüseyin gibi elde silah emperyalizme vuran, emperyalizme karşı savaşı büyütmek için her türlü bedeli göze alan devrimciler var. Ve bugün devrimciler Denizleri asanların korkulu rüyası olmaya devam etmektedir. Tüm politikalarını, tüm tedbirlerini devrimcilere karşı yapmaları onların en büyük korkularının ne olduğunu çok açık göstermektedir. Bunun sebebi ülkemiz devrimcilerinin, Denizlerin, Mahirlerin mirasını hak ettiği gibi sahiplenmeleridir.
Ülkemizin bir çok yerinde Denizler anılırken onlar için hiçte hak etmedikleri “çocuktular, hiç kimseyi öldürmediler” gibi yakıştırmalar yapılıyor. Bunlar onlara yapılabilecek en büyük hakarettir.
Lafı uzatmanın anlamı yok.
Yukarda dediğimiz gibi, onlar halk ve vatan sevgisiyle düşüncelerinden milim geri adım atmadıkları için asıldılar. Bugün onların yolunda olmak halkı ve vatanı için düşüncelerinden milim geri adım atmadan ölümü göze almaktır. Bunu sadece ve sadece her koşulda devrime ve sosyalizme olan inançlarıyla her alanda direnen devrimciler hayata geçirmektedir.
Ülkemiz hapishanelerinde direnen devrimci tutsaklardır Denizlerin mirasını sahiplenen. Bugün Gürkan Türkoğlu’dur Denizlerin açtığı yolda onları aşan. Denizlerin savaştığı emperyalizmin devrimcileri yok etmek için inşa ettiği kuyu tipi diye bilinen S R Y tipi hapishanelere karşı direnen ve bu direnişte 41 kez zafer kazanan devrimcilerdir onların izinden giden.
Ölüme giderken son sözlerinde emperyalizme ve faşizme savaş çağrısı yapan Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın bayrağı bugün devrimcilerin ellerindedir. Ve o bayrak hapishanelerde, kampüslerde, fabrika ve mahallelerde dalgalandırılıyor ve dalgalandırılacak…