Türkiye’de Önceki Yıl, 2 Trilyon 454 Milyar Vergi Toplandı: Bunun % 85’ini EN YOKSULLAR Ödedi!

Türkiye vergi gerçeğini ortaya koyan aşağıdaki bilgiler, Halk Okulu dergisinin 1 Şubat 2026 tarihli 325. sayısından alındı.
Yazı, “vergi adaletsizliği”nin hangi boyutlara ulaşabileceğini çarpıcı rakamlar ve değerlendirmelerle ortaya koyuyor:


AKP HALKI VERGİLERLE SOYUYOR;
YOKSULDAN ZORLA ALDIĞINI ZENGİNLERE DAĞITIYOR

Türkiye’de 2024 yılında 2 trilyon 454 milyar lira vergi toplandı. Bu paranın % 85’ini en yoksullar ödedi. Bunun adı adaletsizliktir, haksızlıktır. Aldığı asgari ücretle geçinmek zorunda olanların en yüksek vergiyi ödüyor olmasının adı vicdansızlıktır.
… Verginin % 85’ini yoksullardan alıyor ama okullarda çocuklarımıza bir öğün yemeği dahi çok görüp vermiyor. Emeklilere 16 bin lira maaş verip “sürünerek yaşayın” diyor.

… Sadece 28 bin lira asgari ücret alanların milyar dolarların sahiplerinden daha fazla vergi ödüyor olmasının adı halk düşmanlığıdır. Bugün ülkemizde 25 milyon insanımız açlık sınırının altında bir ücretle yaşamaya mahkûm edilmiştir. Açlık sınırı 30 bin lira olarak hesaplanmıştır.

Her gece 25 milyon insanımızın yatağa aç giriyor olması AKP’nin zerre kadar umurunda değildir. Üstüne bir de Erdoğan “asgari ücreti 28 bin lira yaptık bunu beğenmiyorlar” diye zeytinyağı gibi üste çıkıyor. Hem suçlu hem güçlü.

En çok vergiyi en yoksulların ödüyor olması kapitalizmin doğasına uygundur. İşte bu nedenle kapitalizme karşı sosyalizmi savunuyoruz. Bugün dünya halklarının
başına bela olan kapitalist sistem yıkılmadan halkların kurtuluşu mümkün değildir diyoruz.
Ülkemiz emperyalizmin yeni sömürgesidir. Yeni sömürge olmak demek vahşi kapitalizmin bir diğer adı ile Timsah Kapitalizmi’nin geçerli olması demektir.

TİMSAH KAPİTALİZMİ NEDİR?

Timsah Kapitalizmi, çok uluslu şirketlerin (CUS) vergi cennetlerini kullanarak ve ülkelerin vergi düzenlemelerindeki boşluklardan yararlanarak kârlarını devasa boyutlara ulaştırması ancak vergi ödemekten kaçınmasıdır. Yani bu şu demek oluyor. Yabancı şirketler vergilerini şirketlerinin bulunduğu ülkelere ödüyor. Ancak kendi ülkesinde ödeyeceği verginin çok altında bir vergi
ödüyor. Yani bugün bizim ülkemizde bulunan yabancı şirketler en yoksullarımızın ödediğinden daha az vergi ödüyorlar. Bunun nedeni ülkemizin emperyalizmin yeni sömürgesi olmasıdır.

Bundan dolayı ülkemizde gümrük vergisi bazı ürünlerde kaldırılmış bazı ürünlerde ise
asgari orana düşürülmüştür. Çünkü emperyalizm böyle istiyor.
Bundan dolayı bugün pek çok sebze, meyve ve bakliyat yurt dışından getiriliyor. Gümrük vergisi ya hiç alınmıyor ya da çok düşük olduğundan dolayı rekabet edemeyen yerli üretici üretim yapamaz hale getiriliyor.
Bundan daha 20 yıl öncesine kadar dünyada tarım üretiminde kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken bugün 200’un üzerinde tarım ürünü yurt dışından ithal ediliyor.

Ilıç’te altın çıkaran Anagöld şirketi 24 milyar dolar net kâr elde etmiş. Ancak bunun sadece %0.9’unu vergi olarak ödemiş. İşte Timsah Kapitalizmi tam da budur.
… Ülkemizde bugün 83 bin 600 yabancı şirket var.
Bunların net kârı 1 trilyonun üzerinde. Ancak bu şirketler önemli oranda vergiden muaf tutuluyorlar.
AKP halktan topladığı vergileri “yabancı yatırımcı” adı altında emperyalist tekellere peşkeş çekiyor. 37,2 milyar liralık para bu tekellere verildi. Bu paralar onlar ülkemizi daha iyi sömürsünler diye veriliyor.

Ülkemizde bugün 34 dolar milyarderi var. Fakat bunların hiçbirisi en çok vergi ödeyenler listesinde yoklar. Onlarca fabrikaları var ama bir futbolcudan daha az vergi ödüyorlar.

AKP neredeyse “nefes aldın vergisi” çıkaracak.
Halkımızdan çeşitli isimler adı altında vergi topluyor. Bunlardan öne çıkanlar şunlar; Özel Tüketim Vergisi (ÖTV); Katma Değer Vergisi(KDV); Varlık Vergileri;
Emlak Vergisi, Motorlu Taşıt Vergisi (MTV) ve Veraset ve İntikal Vergisi olmak üzere üçe ayrılmaktadır.
Devlet daha burada adını sayamayacağımız kadar çeşitlilikte isimler adı altında vergi topluyor. Bu vergiler Türkiye’nin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH)’nin % 41 oluşturmaktadır.
Devlet burjuvaziden, tefecilerden, toprak ağalarından alamadığı parayı yoksullardan alıyor. Örneğin; ortalama bir araba satın alan vatandaş devlete vergiler hariç
750 bin lira ödeme yapıyor.

AKP 2024’te zenginlerin 2,2 trilyon vergi borcunu silerken bu rakamın 2025’te 3 trilyonu bulması bekleniyor.

BU HAKSIZLIĞA, ADALETSİZLİĞE KARŞI SESSİZ Mİ KALACAĞIZ?
Elbette ki hayır!
İşte bu nedenle örgütlenmeliyiz diyoruz.
Asgari ücret 28 bin lira yapıldı. Bu 653 dolar demektir. Oysa ülke ekonomisinin büyüklüğü kişi başına düşen gelirin 17 bin dolar olduğunu gösteriyor.
PEKİ, ARADAKİ FARK NEREYE GİDİYOR?
Bu sorunu cevabı elbette TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB vs. isimler adı altında örgütlenmiş olan burjuvazinin kasasına gidiyor.

Burjuvazi çıkarlarını savunmak için örgütlenmiştir.
Devlet ise onların çıkarlarını korumak için vardır.
Halkın düşmanları son derece örgütlüler. Halkımız ise bugün yeterince örgütlenmediğinden kendi çıkarlarını savunamıyor. Örgütlü halk düşmanlarının karşısına biz de örgütlenmiş halk olarak çıkmalıyız. Emeğimizin, alın terimizin hakkını yalnızca örgütlü mücadele ederek alabiliriz.


EŞİTLİĞİN SAĞLANDIĞI TEK SİSTEM SOSYALİZMDİR!
VERGİ ADALETSİZLİĞİNE SON VERECEK OLAN DEVRİMDİR!

Öyle bir sistemin içerisinde yaşıyoruz ki en yoksullar verginin en yükseğini ödüyor. En zenginler bırakalım vergi ödemeyi üstüne birde devletten teşvik adı altında geri ödemesiz milyonlar alıyor. Bunun adı adaletsizliktir.
Bu adaletsizliğe son verecek olan ise devrimdir, sosyalizmdir. Bu nedenle halkımızı örgütlenmeye, gerçek adaletin yaşam bulacağı devrimci halk iktidarını kurmaya çağırıyoruz.

Sosyal ağlarda paylaşın