Trump’ın “NATO’ya Ceza” Planı

Emperyalizmin Krizi ve Avrupa’nın Köleleştirilmiş Elitleri

Amerikan basınının bugün servis ettiği haber, kapitalizmin çürümüş düzeninin en çıplak yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin, İran savaşında “yeterince destek vermedi” diye gördüğü NATO üyelerine karşı asker çekme ve üs kapatma tehdidi, aslında uzun zamandır biriken emperyalist çelişkilerin patlak vermesinden başka bir şey değildir. Wall Street Journal’ın “taslak” diye yumuşattığı bu plan, Washington’un Avrupa’yı artık sadece bir ileri karakol, bir ucuz asker deposu ve pazar olarak gördüğünü itiraf etmektedir.

Bu haber aslında şunu haykırıyor: NATO, “ortak savunma” masalıyla süslenmiş bir Amerikan hegemonya aracıdır. Soğuk Savaş’tan beri Avrupa burjuvazisi, kendi halklarını Washington’un savaş arabasına koşmak için kullandı. Bugün ise o araba tökezliyor ve efendisi kırbacını şaklatıyor. Trump, “NATO ihtiyacımız olduğunda yanımızda değildi” diye sızlanırken aslında şunu söylüyor: “Siz bizim için kan dökmeye, petrolümüz için, İsrail’imiz için, hegemonyamız için yeterince uşaklık etmediniz. O halde bedelini ödeyeceksiniz.”

İspanya’nın hava sahasını kapatması, Almanya’dan yükselen eleştiriler, Fransa ve İtalya’nın çekinceleri… Bunlar “bağımsızlık” falan değildir. Bunlar, Avrupa emperyalizminin kendi aralarındaki küçük hesaplaşmalardır. Hepsi aynı pisliğin parçasıdır: Ukrayna’da Rus halkıyla kanlı bir vekalet savaşı yürütürken, Filistin’de soykırımı desteklerken, İran’a karşı yeni bir yıkım harekâtında “koordinasyon eksikliği”nden şikayet ediyorlar. Koordinasyon eksikliği değil, efendinin yeni savaşında yeterince köpek gibi havlamamalarıdır mesele.

Trump’ın planı nettir: “Destek vermeyen” ülkelerden askerleri çekip, Polonya, Romanya, Litvanya, Yunanistan gibi en sadık, en gerici, en faşizan unsurlara kaydırmak. Bu, Avrupa’nın doğusunu daha fazla Amerikan üssüyle doldurmak, batısını ise cezalandırmak demektir. Yani klasik “böl ve yönet”. Almanya’da 35 bin, İtalya’da binlerce Amerikan askeri varken, bu askerler “müttefik” topraklarında işgal gücü gibi durmaktadır. Şimdi ise “uyumlu” olanlara ödül, “az uyumlu” olanlara ceza: Tam bir mafya mantığı.

Avrupalı burjuva politikacılar ve “ilerici” diye geçinen liberaller ise utanç verici bir ikiyüzlülük içindedir. Bir yandan “NATO’ya daha fazla para verelim, savunma harcamalarını artıralım” diye yalvarırken, diğer yandan “Trump tehlikeli” diye ağlaşıyorlar. Mark Rutte gibi Atlantikçi uşaklar Washington’a koşup yaltaklanıyor, Karoline Leavitt “NATO Amerikan halkına sırtını döndü” diye küfrediyor. Gerçek ise şudur: NATO her zaman Amerikan halkına değil, Amerikan tekellerine, silah lobisine, petrol şirketlerine ve İsrail lobisine hizmet etmiştir. Avrupa halkları ise bu oyunun hem kurbanı hem de suç ortağı yapılmıştır: vergileriyle, gençlerinin kanıyla, egemenliklerinin gaspıyla.

Bu kriz, devrimci bir fırsat olarak görülmelidir. Avrupa işçi sınıfı ve ezilen halklar, artık “ya Trump ya Rutte” sahte ikilemine düşmemelidir. İkisi de aynı emperyalist düzenin farklı yüzleridir. Gerçek çözüm, NATO’nun dağılması, tüm Amerikan üslerinin kapatılması, Avrupa’nın militarizasyonuna son verilmesi ve bağımsız, anti-emperyalist bir hattın kurulmasıdır. İran’a karşı yeni bir savaş, Filistin soykırımı, Ukrayna’daki katliam… Bunların hepsi aynı zincirin halkalarıdır.

Trump’ın “ceza” planı, emperyalizmin çaresizligini gösterir. Sistem kendi içinde çatlıyor. Avrupa burjuvazisi yıllardır Washington’un kucağında uyudu, şimdi de dayak yiyince şaşırıyor. Bu, “savunma ittifakı” değil, sömürü ve savaş ittifakıdır. Bu ittifak çökerken, devrimciler “NATO’ya hayır, emperyalizme ölüm” diye haykırmalı, halkları bu kanlı düzene karşı örgütlemelidir.

Trump’ın planı bir uyarıdır: Emperyalizm dostluk değil, sadece çıkar ve tahakküm tanır. Avrupa elitleri bunu şimdi acı bir şekilde öğreniyor.  

Sosyal ağlarda paylaşın