“Kerpiç ev”, emperyalizme ve faşizme boyun eğmeyişimizin simgesidir.
Ne kadar kuşatılmış olursak olalım, güçler ne kadar eşitsiz olursa olsun, saldırı ne kadar büyük olur,,,a olsun, teslim olmamak, direnmek ve çatışmaktır “Kerpiç ev”.
Tokat’ın Niksar ilçesinin Kızıldere köyündeki kerpiç evden gelir bu gelenek.
1972 yılının 30 Mart’ında o evde direnerek, çatışarak şehit düşen Mahirler, o kerpiç evi, tarihsel bir direniş anıtına çevirdiler.

Emperyalist devletlere ve işbirlikçi faşist diktatörlüklere karşı nerede bir direniş varsa, dünyanın merkezi oradasıdır.
Orası, büyüklüğü, uzaklığı, yeri neresi olrsa olsun, bir kerpiç evdir.
3 Temmuz 2025 gününden bu yana, Paris’in Strasbourg Saint-Denis meydanında bir kerpiç ev var.
Bir direniş evi.
Bezden bir çadır.
Tarihi bir kemerin altında kurulu olan çadır, altı aydır bir direnişe ev sahipliği yapyor.
Ezilen ve direnenler için bir “umut çadırı” oldu.
Hakları ve özgürlükleri gasp edilenler için, gasplara karşı bir direniş merkezi oldu.
Adaletsizliğe aç olanlar için bir adalet çadırı.
Umut arayanlarla, adaletsizliğe aç olanlarla, açlık grevi direnişçileriyle, direnişçilerin yoldaşlarıyla, bir direniş merkezi gün gün büyüdü Paris’te.
Ziyaretçileri, hiç eksik olmadı çadırın.
Açlığa, aylar eklendikçe, bir insan masıl bu kadar zaman aç kalır sorusuyla baktı gelenler.
Oysa, ziyaretçilerinin dayanışmasıyla, yoldaşlarının sahiplenmesiyle besleniyordu direnişçi.
Tanık oldukları olağanüstü bir iradeydi.
Enternasyonal bir dayanışma merkezi oldu çadır.
İşsizler, evsizler, işçiler, sanatçılar, sinemacılar, esnaflar, köylüler, oradaydılar.

Direniş neredeyse Dünyanın Merkezi oradadır.
“Bizim Paris’teki kerpiç evimiz” 2026’ya direnişle girdi.
Yarın, 12 Ocak’ta Zehra Kurtay’ın mahkemesi var.
Yarın Kerpiç ev, mahkeme salonuna taşınıyor.
Direniş o salonda devam edecek.
Mahkemenin kararı ne olursa olsun, Paris’in orta yerindeki Kerpiç ev’den direniş ve savaş sloganları çoktan yayıldı Avrupa’nın dört bir yanına.
Fransız emperyalizminin iltica politikasının haksızlığı, gayri-meşruluğu, tüm dünyaya teşhir edildi.
Fransız emperyalizmine iltica hakkını tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılamayacağı gösterildi.
Tek tek direniş ateşleri yanacak Avrupa’nın dört bir yanında.
Oturum hakkı direnişleri, babalık hakkı direnişi, Paris’in orta yerindeki direniş, yakın geçmişte, Brüksel’de, Londra’da gerçekleştirilen ve zaferle sonuçlanan direnişler… Avrupa’nın en uzun süreli açlık direnişlerine ev sahipliği yapan Berlin’deki 129 Direniş çadırı… hepsi Avrupa’da yeni bir direniş geleneğinin tohumlarını serpiyor.
Filizlenen her tohum, gıdasını Kerpiç evlerden alıyor.
Direneceğiz.
Emperyalizmin kuşatması altında, emperyalizmin temel hak ve özgürlüklere yönelen saldırıları karşısında, direnişten başka çıkış yok.
Zehralar bu çıkışı gösteriyorlar bize.
Diren Avrupa!