Nurettin Kaya’lar İnsanlığın Geleceğidir

Nurettin Kaya insanlığı bugünlere getiren değerlerin toplamının yarattığı yüksek ahlakın taşıyıcısıdır. Köhnemiş, çürümüş emperyalizmden dünyamızı kurtarıp insanlığı yarına taşıyacak olan bu yüksek ahlaktır.

Ülkemiz açlık grevi ve ölüm orucunun en fazla gündeme geldiği ülkedir yaşlı dünyamızda. Sadece hapishanelerde değil artık her türlü hak alma mücadelesi belli bir aşamadan sonra açlık grevi veya ölüm orucuna dönüşebilirken direk olarak bir hak alma mücadelesine ölüm orucu ile de başlanabiliyor.
Ölüm orucu bir feda eylemidir evet. Ve feda eylemlerinin insana en fazla eza vereni olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Bu yüzden de anlaşılması zordur ölüm orucu direnişçilerinin ruh hali. Hangi duyguyla damla damla eriyebilir ki insan? Nedir bu acıları çekilebilir kılan? Nasıl bir motivasyon, odaklanma, hedefe kilitlenme yaptırır böylesi bir eylemi? Binlerce yıllık insanlık tarihinin imbiğinden geçip bugünlere en saf, en rafine haliyle gelmiş halk ve vatan sevgisinden başka hangi güç insanı sahip olduğu en kıymetli şeyden, CANINDAN vaz geçtirip böylesine güçlü bir direnişi hayata geçirtebilir?

Nurettin Kaya, ölüm orucunu sürdürdüğü hücrede bir heyetin ziyarete geldiğini yazmış mektubunda. Gelen heyetin içinden biri, ne zaman böylesi bir direniş gündeme gelse piyasaya saçılan o pespaye tekerlemeyi tekrarlamış. Demiş ki; “Ben senin yerinde olsam bu gibi konularda bencilce hareket eder,
sadece kendimi düşünürdüm. Başkaları adına özveride bulunmak, fedakârlık yapmak modası geçmiş şeyler. Devir bireysel düşünme ve yaşama devri… Sizin anladığınız ve anlamlandırdığınız şekilde bir dünya yok artık. O yüzden, sen de sadece kendini düşünmelisin derim”

Başta sorduğumuz soruyu hatırlarsak hangi duygu ile insan böylesine tarifi ve tahmini imkansız acıları çeker ki? Gelen heyetteki insanın Nurettin Kaya’yı ve Nurettin Kaya gibileri anlaması mümkün mü? Değil elbette. Ancak şu sözlere dikkat kesilmek gerek; “fedakârlık yapmak modası geçmiş şeyler. Devir bireysel düşünme ve yaşama devri… Sizin anlamlandığınız şekilde bir dünya yok artık.” Bir an bu sözlerin tek kelimesinin değil, tümünün doğru olduğunu düşünelim. Bazı çevrelerin ve kişilerin “ölüm orucu, açlık grevi, FEDA” gibi kavramlara alerjisine rağmen ülkemizde sürekli gündeme gelen eylem olduğunu görmezden gelelim. Diyelim ki devir bireysel yaşama devri ve Nurettin Kaya gibilerinin anlamlandırdığı şekilde bir dünya kalmamış. Ama sen biriyle konuşuyorsun orda! Ve o biri ölüm orucunda. Damla damla eriyor. Konuştuğun Nurettin Kaya varsa senin dediğin gerçek değil. Devir hala senin dediğin devir değil. Fedakarlık yapanlar var. Nurettin Kaya VAR! Bir çok Nurettin Kaya var. Var olacaklar. İnsanlık, varlığı boyunca soyunu tehdit eden her şeye karşı neslini korumak için bedeller ödemiş, ölmüş öldürmüş… ve o tehlike neyse, kim veya kimlerse ona karşı kendini korumuş, insanlık ailesinin devam etmesini sağlamış ve bugünlere böyle gelmiş. Yani özcesi; insanlığın bugünlere gelmesinde Feda’nın belirleyiciliği gözden kaçırılamaz bir gerçektir.

Bu sözlerin sarfedildiği açlık kokan o hücrede Nurettin Kaya, sadece yoldaşları için değil aynı zamanda insanlık ailesinin geleceğini kurtarmak için direniyor. Çok büyük bir tehlikeye karşı mücadele ediyor; Emperyalizme ve faşizme karşı. Faşizmlerin, emperyalizmin dünyayı getirdiği noktanın iyi olduğunu, insanlığın hiç mücadele etmesine gerek olmadığını söyleyebilecek aklı başında insanın bulunması sizce mümkün müdür? Asla!

Hücreyi ziyarete gelmiş heyet ve hücredeki direnişçi çıkarları zıt iki sınıfın temsilcileri. Biri o kör hücrede büyük insanlık ailesinin geleceğini kurtarmaya çalışırken diğeri dünyamızı tüm canlılar için yaşanmaz hale getiren emperyalizm ve cümle uzantılarının çıkarlarını korumaya ve kollamaya çalışıyor. Tabii ki orada heyetin sarfettiği sözler ve o sözleri söylettiren ideoloji değil insana dair olan… O mekanda, karşısında 30 kg’a kadar küçülmüş bedenine rağmen koruduğu pırıl pırıl bilinciyle konuşan bir direnişçiye dahi bu sözleri dile getirebilmek için insanlığı bugünlere getiren tüm değerleri yitirmiş olmak gerekir. Evet burzuvazinin, kan emici sömürgecilerin, insanlığın sahip olduğu hiç bir değerle ilgileri yoktur, bu net. Aksine o değerleri yok sayarak, karalayıp çarpıtarak ömrünü uzatabileceğini zanneden aptal bir sınıftır.

Nurettin Kaya ölüm orucundayken gelen heyete göre Nurettin Kaya’nın sevki yapılmış. Sorun çözülmüş yani. Aynı heyettekiler Nurettin Kaya’nın ölüm orucu yapma sebebini öğrendiklerinde “Onlar kendileri için bir şey yapmıyorken sen neden onlar için direniyorsun, buna ben anlam verebilmiş değilim” tarzında bir şeyler söylüyor. Ve ekliyor : “Bildiğim kadarıyla senin dışında ölüm orucu
yapan kimse yok
”! Nurettin Kaya veriyor cevabı; “Ne yani istediğiniz şey hepimizin birden ölüm orucuna girip ölmemiz mi?

Feda TDK’da “bir amaç yolunda bir değer ya da varlıktan vazgeçme” olarak tarif ediliyor. Biz buna sevdikleri, yoldaşları, halkı vatanı için en değer verdiği şey veya şeylerinden vazgeçmeyi de ekleyelim.
Nurettin Kaya yoldaşlarının S Y R tipi olmayan bir hapishaneye sevk edilmesini talep ediyor. Kendisi direnerek bu hapishanelerin birinden sevk edilmesini sağlamıştı. Buna rağmen sürdürüyor direnişini. Yani dolu dolu, anlamına harfi harfine uyan bir Fedakarlık sözkonusu… Feda sınıflar savaşı tarihinde, ezen ve ezilenlerin çelişkilerinin en keskinleştiği zamanlarda ortaya çıktmıştır. Ve bu içinde bulunduğumuz çağ, insanlığın sonunu getirmeye kurulu emperyalizm ile dünya halkları arasında süren savaşta çelişkinin en keskinleştiği çağ. Fedanın insanlık tarihindeki yeri ve önemi hiç bir şekilde yadsınamaz. İçinde bulunduğumuz bu zamanlar tarih boyunca yaşanmış toplumsal dönümüşümlerin, devrimlerin ihtiyaç duyduğundan kat kat daha fazla Feda’ya ihtiyaç duyuyor.
Heyete verdiği cevap aslında Nurettin Kaya’yı ve direnişini sadeleştirerek anlatır: “Basit karşılanabilir talepler için hepimizin birden ölmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Ha bu noktada illaki birimizin ölmesini ve sorunun bu şekilde çözüleceğini düşünüyorsanız ben tüm arkadaşlarım adına ölmeye hazırım“.

Nurettin Kaya insanlığı bugünlere getiren değerlerin iyiliklerin toplamının yarattığı yüksek ahlakın taşıyıcısıdır. Köhnemiş, çürümüş emperyalizmden dünyamızı kurtarıp insanlığı yarına taşıyacak olan yüksek ahlaktır.
BUGÜN NURETTİN KAYA VE NURETTİN KAYA GİBİLERİ SAVUNMAK İNSANLIĞIN GELECEĞİNİ KURTARMAKTIR.

Sosyal ağlarda paylaşın