İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi,
Oktay Kelebek’e verilen 27 yıllık,
Burak Başer’e verilen 10 yıl 6 Aylık,
ve Şimal Deniz’e verilen 9 yıllık cezayı aynı gün içinde pep peşe onayladı.
Dosyalar şimdi Yargıtay’a gidecek.
Yargının hızına bakın.
Binlerce sayfalık dosyalar, verilen onlarca, yüzlerce yıllık cezalar, jet hızıyla onaylanıyor. Usul ve esasla ilgili eksiklikler onların umurlarında değil.
Onlar bir an önce devrimcileri hücrelere, kuyu tiplerine gömme telaşındalar.
Halkın Hukuk Bürosu, X hesabından bu cezaların onaylanmasıyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı’na soruyor: “Mahkemeleriniz dosyaları gerçekten inceliyor mu, okuyor mu?”
Sorunun cevabı belli.
Hiçbir mahkeme, bu kadar sürede, o dosyaları inceleyebilmiş olamaz.

Oktay Kelebek, yozlaşmaya karşı mücadele ettiği için 27 yıl hapis cezasına çarptırılan bir devrimci.
Burak Başer, yurttan atılmaya karşı direniş gerçekleştiren, öğrencilere “kötü örnek” olan bir Dev-Gençli.
Şimal Deniz, Alevi halkın mücadelesini ve örgütlenmesini büyütmek isteyen, faşizmin alevisi olmayı reddeden biri.
Bölge Adliye Mahkemesi, dosyaları değil, onların bu özelliklerine bakıyor ve ONAYI basıyor.
“Geciken adalet adalet değildir” denir. Doğrudur.
Ama karşımızdaki tabloya bakarsak,
bu kadar “hızlı” bir adaletin de adalet olması mümkün değildir.
Çünkü bu “hız”da hiçbir hukuki kaygı, prosedür yoktur.
Devrime ve devrimcilere düşmanlıkla görülen mahkemeler, düşmanlıkla verilen onaylar vardır.