
“Hayata Dönüş” adı altında ülkemiz hapishanelerine gerçekleştirilen katliam saldırılarından Bayrampaşa hapishanesi 19 Aralık davası ile ilgili geçtiğimiz Kasım ayında verilen zaman aşımı kararına göre operasyon yapma sebebi hukuka uygun, yapılan bir katliam değil “müdahale” imiş. Yayınlanan gerekçede belirleyici açıklama şu şekilde ;
“TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri, bazı milletvekilleri, çeşitli sivil toplum örgütü mensupları, baro temsilcileri, çeşitli gazeteci ve yazarların tutuklu ve hükümlülerin kaldıkları koğuşlara girilerek açlık grevleri ve ölüm orucu eylemlerinden vazgeçmeleri hususunda görüşmeler yapıldığı, ancak tutuklu ve hükümlülerin eylemlerinde ısrarcı olmaları üzerine kurum müdürlüğünün talebi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın uygun görüşü ile İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı’nın yönetiminde eylemlere müdahale gerçekleştirildiği…”
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi “Hayata Dönüş” operasyonuna ilişkin 17 Kasım’da verdiği zamanaşımı kararının gerekçesini yazdı.
Bayrampaşa Hapishanesine 19 Aralık 2000’de “Hayata Dönüş” adı altında düzenlenen katliam saldırısı ile ilgili karar duruşmasında mahkeme davayı zamanaşımından düşürmüştü. Katliam davasındaki sanıklar hakkında ceza talebinde bulunan savcılık kararı, istinafa taşımıştı. Dava avukatları da zamanaşımı kararına itiraz etmek için gerekçeli kararı bekliyordu.
Gerekçeli karara göre tutsaklar “açlık grevi”, “ölüm orucu” yapıyorlardı o halde yapılan operasyon gerekliydi. Açıkça katliama hukuki kılıf uydurulmuştu. Ancak bu kılıfta kendi içinde çelişkiliydi. Onda da yalan vardı. Çünkü 19 Aralık katliam operasyonu henüz açlık grevleri ve ölüm oruçları yokken organize edilmiş, hazırlıklar yapılmıştı. Gerekçeli karara dava avukatlarından Güçlü Sevimli şu sözler ile tepki gösterdi; “15 yıllık yargılama sürecinde dosyaya, Bayrampaşa Cezaevi operasyonu ile ilgili başta ‘tufan harekat planı’ olmak üzere, bütün harekat planları geldi. Operasyonlardan aylar öncesinde daha F tipi cezaevleriyle ilgili sevkler gündeme gelmeden önce ve hiçbir şekilde ölüm oruçları yokken operasyon yapabilmek için cezaevlerini gezmişler. Dosyada gezi raporu diye bir belge var. Bu belgeye göre Eylül 2000’de ölüm oruçları yokken 9 cezaevini gezmişler, bir istihbarat çıkarmışlar ve nasıl operasyon yapabileceklerine dair bir rapor hazırlanmış. Bu rapor dosyaya geldi. Tüm bunlara bakıldığında mahkemenin bu operasyonun ölüm oruçlarını bitirmek amacıyla yapıldığını gerekçesine yazması hakikaten kabul edilemez.”
Belgeli ispatlı bir şekilde katliamın 19 Aralık’tan 1 seneyi aşkın bir süre önce tertiplendiği bilinirken mahkemenin bu gerçeği görmezden gelerek böylesi bir gerekçeli karar kaleme alması sadece katliama hukuki kılıf giydirmek değil aynı zamanda katliamı sahiplenmek olduğu tartışmasız bir gerçektir…
