Türkiye Halk Cephesi ve Anti-Emperyalist Cephe, ABD emperyalizminin İran’a saldırısı ile ilgili ortak bir açıklama yaptılar.
ABD saldırısının nedenyerinin ayrıntılı ve somut bir biçimde tahlil edildiği açıklamada, İran halkına yönelik çağrılarda da bulunuluyor.
Açıklamada ayrıca “ABD Halkına Ve Soluna”, “Dünya sol sosyalist güçlerine”, “Kürt milliyetçi hareketlere” yönelik de çağrılar yer alıyor.
Aşağıda bu açıklamanın tam metnini iki bölüm halinde yayınlıyoruz:
***
DÜNYA HALKLARININ BAŞ DÜŞMANI ABD EMPERYALİZMİ VE ONUN ORTADOĞU’DAKİ JANDARMASI İSRAİL İRAN’A SALDIRDI.
İRAN HALKININ MEŞRU DİNİ LİDERİ HAMANEY KATLEDİLDİ…
ANTİ-EMPERYALİST CEPHE OLARAK, İRAN HALKLARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUZ…
EMPERYALİZMİN AÇIK SALDIRGANLIĞIN NEDENİ GÜCÜNDEN DEĞİL, AKSİNE GÜÇSÜZLÜĞÜNDENDİR. DERİNLEŞEN BÜYÜK KRİZİNDENDİR. BÜYÜK BİR KRİZ İÇERİSİNDE SERMAYE BİRİKİMİNİ KAYBETMEKTEN KORKAN EMPERYALİZM SALDIRGANLAŞIR!
ABD’NİN HİÇ BİR KURAL TANIMAKSIZIN SALDIRGANLIĞININ NEDENİ KORKUSUNDANDIR!
KORKU VE DİZGİNSİZ SALDIRGANLIK:
BU BİR PARADOKS DEĞİL, DİYALEKTİK BİR ZORUNLULUKTUR!
SİSTEM TIKANMIŞTIR, ABD AÇIK İŞGALLER İLE KAYBEDECEĞİNİ BİLMESİNE RAĞMEN SALDIRMAKTATIR. BAŞKA BİR YOLU KALMAMIŞTIR.
Bilimsel bir perspektifle bakıldığında; Trump bir “sebep” değil, kapitalizmin genel krizinin bir “sonucudur”. Trump’ın saldırıları “deli” olduğundan kaynaklı değil, emperyalizmin yapısal tıkanmışlığın dışa vurmuş halidir.

ABD VE İSRAİL ORTADOĞU’DAN DEFOL!
İRAN HALKI 1979’DA 444 GÜN ABD BÜYÜK ELÇİLİĞİNİ İŞGAL ETMİŞ VE 52 AMERİKAN AJANINI REHİN ALMIŞTIR. DÜNYA TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR DİRENİŞTİR!
İŞTE İRAN HALKININ GÜCÜ BUDUR!
İRAN HALKINA ÇAĞRIMIZDIR:
DAHA ÖNCE YAPTINIZ, YİNE YAPABİLİRSİNİZ!
İRAN HALKI EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA KARŞI,
SOL SOSYALİSTLERİN ÖNCÜLÜĞÜNDE;
ANTİ-EMPERYALİST VE ANTİ-FAŞİST İLKELERLE,
VATAN VE HALK SEVGİSİ TEMELİNDE
BİRLEŞMELİ, SİLAHLANMALI VE SAVAŞMALI,
EMPERYALİZMİ ÜLKELERİNDEN KOVMALIDIR!
DAHA SONRA KENDİ İÇLERİNDEKİ KENDİ KADERLERİNİ TAYİN HAKKINA KENDİLERİ KARAR VERMELİDİR! AMA İLK ÖNCE EMPERYALİZME KARŞI VATAN CEPHELERİNDE SAVAŞMALIDIR!
PUSULANIZ LENİNGRAD,STALİNGRAD, VİETNAM OLSUN!
3 MİLYON NÜFUSLUK LENİNGRAD’IN 1 MİLYONU AÇLIKTAN ÖLDÜ, 7 YAŞINDAN 70 YAŞINA KADAR ÖRGÜTLÜ BİR HALK SAVAŞI VERDİ. TESLİM OLMADI, HİTLER FAŞİZMİNİ ÜLKESİNDEN GÖNDERDİ! İRAN HALKI DA BU GÜCE SAHİPTİR. SOL, SOSYALİSTLER, VATANSEVERLER BU SAVAŞA ÖNCÜLÜK ETMELİDİR!
Dünya halklarının baş düşmanı ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki Jandarması Siyonist İsrail 27 Şubat 2026 tarihinde İran’a açıktan saldırmaya başladı.
Bu saldırılarda İran’ın meşru lideri Hamaney katledildi.
Öncelikle İran halklarına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz ve emperyalizmin saldırıları karşısında İran halkının meşru direnişinin yanında olduğumuzu belirtmek istiyoruz.
ABD emperyalizmi 200 yıl önce kullandıkları yöntemlerle bugün yine dünya halklarına savaş açıyor. Açıktan işgal ediyor, açıktan saldırıyor ve korku yaymaya çalışıyor. Dünden daha da pervasız saldırıyor.
Neden?
Lenin’in temel teziyle başlayalım: “Emperyalizm, kapitalizmin çürüyen ve can çekişen aşamasıdır.”
Can çekişen bir organ, sakin bir şekilde ölümü beklemez; tam tersine, hayatta kalmak için çevresine en kontrolsüz darbeleri indirir.
Trump’ın pervasızlığı ve saldırganlığın nedeni ve ABD emperyalizminin İran’a saldırısı da tam olarak bundan kaynaklıdır.
Marksist-Leninist perspektifte bu bir “paradoks” değil, diyalektik bir zorunluluktur.
Üretici güçlerin önündeki engel haline gelen tekelci yapı, statükoyu korumak için faşist eğilimlere sarılır. Trump’ın “Önce Amerika” (America First) sloganı, aslında “Önce Amerikan Tekellerinin Kârı” demektir.
Kısaca: Trump, batan bir geminin kaptanıdır; gemideki delikleri yamamak yerine, yandaki sandalları batırarak suyun yükselmesini engellemeye çalışmaktadır.
Mao’nun da vurguladığı gibi, emperyalizm stratejik olarak “kağıttan bir kaplan”dır.
Trump’ın saldırganlığı, ABD’nin artık dünyayı ikna edememesinin, sadece tehdit edebilmesinin bir sonucudur.
Lenin’in işaret ettiği “tekellerin mutlak egemenliği” ile “serbest rekabetin ölümü” arasındaki o sancılı boşluktan doğuyor bu saldırı. Saldırılar, sistemin kurtarıcısı değil, sistemin iflasının yüksek sesli ilanıdır.
Bilimsel bir perspektifle bakıldığında; Trump bir “sebep” değil, kapitalizmin genel krizinin bir “sonucudur”. Trump’ın saldırıları “deli” olduğundan kaynaklı değil, emperyalizmin yapısal tıkanmışlığın dışa vurmuş halidir.

Emperyalizm, dünyayı ekonomik olarak tamamen kontrol edebildiği dönemlerde “liberalizm”, “demokrasi” ve “insan hakları” maskesini takar. Çünkü sistem tıkır tıkır işliyordur; zor kullanmaya gerek yoktur. Ancak kâr oranları düştüğünde ve pazar payı daraldığında, o maske düşer ve altındaki zor aygıtı (militarizm ve şovenizm) çıplak kalır.
Lenin, emperyalizmin karakteristik özelliğinin mali sermayenin asalaklığı olduğunu söyler. Üretimden kopan, sadece borçlandırarak ve haraç keserek yaşayan bir dev, aslında kof bir devdir.
Kısaca: Trump, kumar masasında tüm fişlerini kaybetmek üzere olan ama masayı devirerek herkesi korkutup paraları toplama telaşındaki eski zengindir.
Güçlü görünen bu “delice” hamleler, aslında sermaye birikim modelinin dünyadaki rakipleri karşısında artık rekabet edemediğinin itirafıdır.
Sonuç olarak; Saldırganlık güçten değil, egemenliğin meşruiyet kaybından beslenir.
Görünüşteki pervasızlığın özü, korku ve zayıflıktır. Çünkü Sistemin rızayla yönetme kabiliyeti bitmiştir.
Lenin, emperyalist güçler arasındaki dengenin sürekli değiştiğini ve bu değişimin kaçınılmaz olarak “şiddetli çatışmalara” yol açacağını vurgular: “Eski güç dengesi ile yeni güç dengesi arasındaki uyuşmazlığın çözümü, ancak zor kullanılarak mümkündür.”
ABD artık “tek kutuplu” dünyanın mutlak efendisi değildir ve güç kaybettikçe, elindeki mevzileri korumak için “kuralsız” oynamaya başlar.
Pervasızlık, kuralları koyan ama artık o kurallarla kazanamayan bir gücün meşruiyet krizidir.
Kısaca: Trump, altındaki zemin kayan bir devdir; düşerken tutunmaya çalıştığı her şeyi beraberinde aşağı çeker.