Basından:
UZLAŞMA, TESLİMİYET VE
NİHAYET TASFİYE

  • Bölüm 2 –

(Halk Okulu Dergisi’nin 9 Mart 2025 tarihli 278. Sayısından aktardığımız ve ilk bölümünü dün yayınladığımız yazının ikinci bölümüdür.)

BAĞIMSIZLIK, FEDERASYON, ÖZERKLİK,
KÜLTÜREL TALEPLER…
TÜM VARLIK NEDENİNİN İNKÂRI!

Kürt milliyetçi hareket Bağımsız Kürdistan talebiyle ortaya çıkmıştı. 90’larda bağımsızlık talebinden vazgeçip “federasyon, özerklik ve hatta muhtariyete” razıyız demişlerdir. Sonra “ana dilde eğitim, kültürel talepler” noktasına gerilediler.
Bugün bakın ne diyor Öcalan; “Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.”

PEKİ ÖCALAN’IN ÇÖZÜMÜ NEDİR?
FAŞİZMLE BARIŞ, DEMOKRATİK TOPLUM!
KİMİNLE UZLAŞACAKSINIZ?
AKP FAŞİZMİYLE Mİ?

Öcalan PKK’yi tasfiye etmek için bu açıklamayı yaparken AKP faşizmi diğer taraftan pervasızca saldırılarını sürdürüyordu. Daha bir hafta önce DEM Parti’nin Kağızman Belediye Başkanı görevden alınıp yerine kayyum atandı! Operasyonlar, gözaltılar, işkenceler tutuklamalar kesintisiz sürüyor.

AKP’DEN BARIŞ, UZLAŞMA, DEMOKRASİ BEKLEYENLER “ŞAŞKINLIK” İÇİNDE SORUYOR;
BU NASIL UZLAŞMA, BU NASIL BARIŞ?

FAŞİZMLE UZLAŞARAK DEMOKRASİNİN GELDİĞİ NEREDE GÖRÜLDÜ?

AKP faşizminde bir sorun yok; Öcalan ile yapılan görüşmelere “Terörsüz bir ülke için” demişti. Yapılan operasyonlar için de “terörle mücadele yapıyoruz” diyor.
Toplumlar tarihinde “Demokratik Toplum” diye bir şey yoktur. Bütün insanlık tarihi boyunca İlkel Toplum, Köleci Toplum, Feodal Toplum, Kapitalist Toplum ve Sosyalist Toplumlar vardır. İnsanlık tarihinde toplumların niteliği üretim tarzıyla belirlenir. Bugünkü toplumsal süreç de kapitalist toplum olarak nitelendirilmektedir. Öcalan kendine göre topluma bir ad uyduramaz.
Demokrasi, faşizm gibi kavramlar devletlerin yönetim biçimiyle ilgili kavramlardır. Kapitalist devletin yönetim biçimi ya burjuva demokrasisi ya da faşizmdir.
Türkiye oligarşisinin yönetim biçimi ise sömürge tipi faşizmdir. Faşizmden halklar için demokrasi olacağını
beklemek halkı kandırmaktır.
Öcalan’ın “Demokratik Toplum” söylemi tamamen emperyalizmi ve faşizmi aklamaya yönelik bir söylemdir. Sürekli faşizmle yönetilen ülkemizde asla demokrasi olamaz.

SİLAHLI MÜCADELEYİ FESHETME ÇAĞRISI
AYNI ZAMANDA ABD’YLE
TÜRKİYE OLİGARŞİSİYLE İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISIDIR!

Öcalan, PKK’ye çağrısını şöyle bitiriyor: “Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır. Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu
iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.
Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Öcalan’ın çağrısı oldukça açık. 30 yılı aşkın zamandır tasfiye etmek için uğraştıkları Kürt halkının silahlı mücadelesi nihayet “uygun” zeminini bulmuştur.
Öcalan’ın 25 yıl önce İmralı savunmalarında “ben, eğer fırsat verilirse demokratik cumhuriyet temelinde Türk Devleti’ne hizmet etmeye hazırım” dediği fırsat verilmiştir.
Önümüzdeki süreçte Türkiye Devleti’ne ne tür “hizmetleri” olacağını geçmiş 25 yıllık tutsaklığından biliyoruz. Tutsaklığının 25 yılında Kürt halkının silahlı mücadelesini tasfiye etmek için yoğun çaba sarf etti.

ÖCALAN’IN TASFİYE ÇAĞRISI
BAŞTA ABD OLMAK ÜZERE EMPERYALİSTLERİ VE
İŞBİRLİKÇİLERİNİ MEMNUN ETTİ!

Kürt milliyetçi hareketin silahlı mücadelesinin tasfiyesi başından beri bir ABD projesi olarak geliştirilmiştir. Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesinden, bugüne kadarki bütün süreç ABD’nin bölge politikalarından bağımsız gelişmemiştir. Bugün yine silah bırakma çağrısının zamanlamasından açıklamanın içeriğine kadar hepsi ABD’nin bölge politikalarına uygun olarak yapılmaktadır.
Nitekim Öcalan’ın “PKK kendini feshetmelidir” açıklamasının hemen ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 28 Şubat’ta yaptığı açıklamada hükümet ile İmralı arasındaki müzakerelerin bir yıldan uzun süredir devam ettiğini ve görüşmelere birisi tam yetkili dört kişilik bir heyetin eşlik ettiğini, Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi, Yargıtay’dan üyeler ve yüksek hakimlerin bulunduğu 20’nin üzerinde hukukçudan oluşan bir masanın çalışmalar yaptığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm gelişmelerden haberdar olduğunu iddia etti.
Yani Öcalan’ın “PKK kendini feshetmelidir” çağrısı süreci basında gösterildiği gibi 1 Ekim’de faşist MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’a çağırısı ile başlamadı.
Devlet Bahçeli’yi de, Tayyip Erdoğan’ı da, Öcalan’ı da konuşturan ABD’dir. ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde hepsine yeni görevleri verilmiştir.

ÖCALAN’IN PKK’Yİ TASFİYE ÇAĞRISI
KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNİN İFLASIDIR
SOSYALİZM TÜM DÜNYA HALKLARININ
TEK KURTULUŞ UMUDUDUR!

Milliyetçilik çözüm değildir. Milliyetçilik halkları
kurtuluşa götüren değil, bölüp parçalayan burjuva ve
küçük burjuvazinin ideolojisidir. PKK’nin ideolojisine,
stratejisine ve mücadele anlayışına başından beri yön veren hep küçük burjuva milliyetçiliği olmuştur. PKK’yi bugün emperyalizmle ve işbirlikçi AKP faşizmiyle uzlaştıran Kürt milliyetçi ideolojisidir.
Milliyetçilik çıkmazdır. Halkları kurtuluşa götüremez. Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını Kullanması da sadece sosyalizmle birlikte gerçekleşmiştir.

PKK ise milliyetçi politikalarının çıkmazını sürekli sosyalizme saldırı ve kendini inkârla örtmeye çalıştı.
Öcalan’ın çağrısında “aşırı tekrar” diye ifade ettiği milliyetçilik çıkmazıdır. Ancak Kürt milliyetçi hareket kendini tasfiye noktasına geldiği durumda bile bunu görmeyip sosyalizme saldırmakla işbirlikçiliği ve tasfiyeyi açıklıyor.
Ezilen ulusların tek kurtuluş yolunun sosyalist devrimler olduğu gerçeğinin inkârı, Kürt milliyetçi hareketini, “ulusal kurutuluş mücadelesini” de inkâr noktasına getirmiştir.
İnkâr, ulusal bağımsızlıktan federasyona, özerklik
talebinden kültürel taleplerin inkârına kadar getirmiştir Kürt milliyetçi hareketi. Diğer taraftan ise emperyalizm ve işbirlikçi oligarşi meşrulaştırılmaya çalışılarak tüm gerçekler ters yüz edildi. Emperyalizm ve işbirlikçi faşist iktidarlarla uzlaşma, işbirliği meşrulaştırıldı. Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesini verdiğini iddia eden bir hareket Suriye’de emperyalizmin kara ordusu durumuna getirildi.
Bugün gelinen nokta milliyetçilik çıkmazının kaçınılmaz sonucudur.
Bu sonda Kürt halkı için asla kurtuluş yoktur. Kürt halkının meşru, silahlı mücadelesi, direnişi, emperyalizme, işbirlikçisi Türkiye faşizmine kurban edilmektedir.
Hem de bu Öcalan aracılığıyla yaptırılmaktadır. Kürt
halkı buna izin vermemelidir.

Kürt halkının kurtuluşu sosyalizmdedir. Kendi kaderini tayin hakkını ancak ve ancak sosyalist devrimle kullanabilir. Bu tarihin kanıtladığı biricik gerçektir. Ezilen uluslar kendi kaderini tayin hakkını sadece sosyalist iktidarlarda özgürce kullanabilmiştir.
Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği, 60’tan fazla ulus ve ulusal topluluğun bulunduğu ve 130 dilin konuşulduğu coğrafyadadır. Sovyetler Birliği, ayrılma hakkına sahip ve eşit statüde 15 birlik cumhuriyetinin federasyonuydu. Bu federe cumhuriyetlerin yanı sıra 20 özerk cumhuriyet, 8 özerk bölge ve 13 ulusal bölge olarak yapılanan siyasi sistem, tüm ulusal toplulukların özerkliğini olanaklı kıldı. Tüm dillerin özgürlüğü ve ana dilde eğitim garantilendi, bütün dillerin serpilip gelişmesinin imkânları sağlandı, 124 dilde kitap basıldı.
Sosyalizm düşmanı emperyalistlerin tüm karalamalarına rağmen Sovyetler Birliği ve halk iktidarlarının olduğu ülkelerde halkla ulusal kimlikleriyle, ana dilleriyle, kültürleriyle, inançlarıyla özgürce yaşayabilmişlerdir.
Sosyalizmin çözüm olmadığı, yıkıldığı karalamaları
sosyalizmin bu gerçeğini değiştirmez. Dün de, bugün
de, yarın da halkların tek kurtuluş yolu sosyalizmdir.

Sosyal ağlarda paylaşın