Arap Alev dernekleri, vakıfları, federasyonu ve Arap Alevilerin oluşturduğu ceşitli demokratik kurumlar, ortak bir açıklama yaparak, Suriye’de halklara karşı sürdürülen katliamlara dikkat çektiler. “Sessizlik suça ortaklıktır” denilen açıklamada, Suriye’nin demografik yapısının zorla değiştirilmeye çalışıldığı belirtildi.
Arap Alevi dernekleri, Suriye’de süren saldırıların “halklara ve inançlara karşı planlı bir yok etme sürecine dönüştüğünü” belirttiler.
Aşağıda bu açıklamanın tam metnini ve altındaki imzaları yayınlıyoruz:
“Suriye’de yıllardır sürdürülen savaş politikaları, bugün halklara ve inançlara karşı yürütülen planlı bir yok etme ve tasfiye sürecine dönüşmüştür. Başta Aleviler olmak üzere Dürziler, Ezidiler ve Kürt halkı; sistematik katliamlar, zorla yerinden etmeler, kaçırmalar, işkence ve inanç temelli saldırılarla hedef alınmaktadır. Yaşananlar, Suriye’nin demografik yapısını zorla değiştirmeyi amaçlayan bilinçli bir imha politikasıdır.
Emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda desteklenen; HTŞ, IŞİD, Colani ve benzeri cihatçı-faşist yapılar, halkların iradesini yok sayan, mezhepçi ve gerici bir düzeni dayatmaktadır. Bu yapılara açılan her alan, halklara karşı işlenen suçların doğrudan parçasıdır. Bu anlayışın egemen olduğu bir coğrafyaya barış ve huzur gelmez.
Uluslararası güçlerin bilgisi ve gözü önünde Şeddat Hapishanesi’nden binlerce IŞİD militanının serbest bırakılması, yürütülen bu kirli savaşın yeni bir aşamasıdır. Bu bir ihmal değil, bilinçli ve politik bir tercihtir.
Direnen Kürt kadınlarına yönelik saç kesme, teşhir etme ve beden üzerinden yürütülen aşağılayıcı uygulamalar; kadın kimliğini ve Kürt halkını hedef almıştır. Bu insanlık dışı eylemler; işkence, onur kırıcı muamele ve cinsel şiddet kapsamındadır ve açıkça insanlığa karşı suçtur.
“İNSAN HAKLARININ AYAKLAR ALTINA ALINMASI KABUL EDİLEMEZ”
Bugün HTŞ ve benzeri cihatçı yapılara alan açanlar; Alevilere, Ezidilere, Dürzilere ve Kürt halkına yaşam hakkı tanımamaktadır. Katliamcıları aklayan ve yeniden sahaya süren bu anlayış, halkların varlığını hedef almaktadır. Uluslararası hukukun ve insan haklarının ayaklar altına alınması kabul edilemez.
Biz aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak; katliamları, zorla yerinden etmeleri, demografik mühendisliği ve HTŞ dâhil cihatçı-faşist yapılara verilen tüm destekleri en güçlü biçimde kınıyoruz. Halkların iradesi dışında kurulan hiçbir yapıyı meşru görmüyoruz.
Suriye’de akan kan derhal durdurulmalıdır.
HTŞ, IŞİD ve benzeri yapılar dağıtılmalı, sahadan çekilmelidir.
Yerinden edilen halkların ve son süreçte Kürtlerin güvenli ve onurlu dönüşü sağlanmalıdır.
İnsanlık suçları cezasız bırakılmamalıdır.
Sessizlik suça ortaklıktır.
⁃ AVRUPA ARAP ALEVİ FEDERASYONU
⁃ ASDA (Akdeniz Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Eğitim Ve kültür Vakfı)
⁃ EHDAV (Ehl- i Beyt Kültür Dayanışma Vakfı
⁃ AHAD DER (Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği)
⁃ SAMANDAĞ ALEVİ DEĞERLERİ DERNEĞİ
⁃ HATAY ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ VE CEMEVİ DERNEĞİ
⁃ KİLİKYA NEHİR DERNEĞİ MERKEZ ŞUBE
⁃ AKAD İskenderun (Alevi Kültürünü Araştırma Derneği)
⁃ MIDIK DER (Mıdık Derneği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği)
⁃ ANTAKYA AHAD DER (Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği)
⁃ KİLİKYA NEHİR DERNEĞİ ADANA ŞUBE
⁃ ÇUKUROVA ALEVİLERİ DERNEĞİ
⁃ ANTAKYA İMAM ALİ İNANÇ VE KÜLTÜR DERNEĞİ
⁃ SAMANDAĞ KALKINDIRMA DERNEĞİ
⁃ HADIR DER (Hadırlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği)
⁃ AVRUPA ARAP ALEVİLERİ FEDERASYONU
⁃ ASKD (Akdeniz Sosyal Ve Kültür Derneği) Mannheim
⁃ Mannheim Konferenz Syrien
⁃ EHLEN DERGİSİ”
GHA Yorum:
AÇIKLAMANIN ZAYIF VE ZAAFLI YÖNÜ:
Arap Alevi halkının örgütlü olduğu bir çok Arap Alevi demokratik kurumunun bir araya gelerek böyle bir ses yükseltmeleri demokratik bir tepkidir.
Sessizliğe karşı bir sestir.
Doğru tesbitler vardır: “Uluslararası güçlerin bilgisi ve gözü önünde Şeddat Hapishanesi’nden binlerce IŞİD militanının serbest bırakılması, yürütülen bu kirli savaşın yeni bir aşamasıdır. Bu bir ihmal değil, bilinçli ve politik bir tercihtir.” denilmiştir ve evet böyledir.
*
Ancak açıklamanın zayıf ve zaaflı bir yanı vardır:
Arap Alevi halk ına HTŞ, İŞİD gibi gerici, işbirlikçi yapılara karşı direnme çağrısı, örgütlenme çağrısı yapılmamıştır.
Bunun yerine “katliamın durdurulması, HTŞ, IŞİD ve benzeri yapıların dağıtılması” talep edilmiştir.
Bunun kimden talep edildiği de belirsizdir.
Katliamı kim durduracak?
HTŞ, IŞİD ve benzeri yapıları kim dağıtacak?
Emperyalist ülkeler mi? ABD mi?
BM mi?
NATO mu?
Kim?
İşte bu nedenle, HTŞ’yi, İŞİD’i durduracak, katliamı durduracak olan sadece ve sadece halkın direniş ve savaşıdır.
Direnmekten ve bunun için de, emperyalizmden çözüm beklemeden, emperyalizmden icazet bekemeden örgütlenerek direnişi büyütmekten başka bir yol yoktur.