
18 Ocak Pazar günü Almanya’nın Köln şehrinde bulunan Köln Temel Haklar Derneği’ne yapılan baskın ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Derneğe yapılan baskın ile ilgili düzenlenen basın açıklaması Almanya ve genel olarak Avrupa’da haklarımız ve haklarımızı nasıl savunacağımızı anlatan bir seminerden farksızdı.
Basın açıklamasına Temel Haklar Derneği emekçisi Eda Deniz Haydaroğlu, Dev-Genç’li Azat M. Gümül, Alevi Halk Meclisi’nden Faruk Ereren, Temel Haklar Derneği üyesi Yoldaş Yıldız ve Av. Ahmet Düzgün Yüksel katıldı.
Eda Deniz Haydaroğlu derneğin basılmasındaki amaca değindi. Ve böylesi baskınlara karşı neler yapılması gerektiğini anlattı. Yaptığı açıklamadan bazı noktalar şunlar:
“ Derneği basmaktaki amaç derneği halk nezdinde kriminalize etmek, derneği itibarsızlaştırmaktır.
… dernek basılıyorsa buralarda suçlu vardır algısı yaratmak istenir. Dernek basılırsa amaç destekçilerini ve emekçilerini korkutmaktır. Sadece korkutmak değil asıl olarak yalnızlaştırmaktır.
Halka “Sıradaki sen olabilirsin!” duygusu yaratmak istenir.
Bir dernek basılır bin dernek susturulur.
Biz ne yapacağız. Teşhir edeceğiz. Emperyalizmin meşruluk sorunu var o yüzden gizli gizli yapar.
O yüzden onları teşhir etmeliyiz.”
Daha sonra Dev-Genç’li Azat M. Gümül yaptığı açıklamada şu noktalara değindi:
“Koç başı ile geldiler, kapıyı kırdılar… Bir dakika demeden silahla başıma vurdular… 45 dakika sonra gözaltına aldılar.
…
Avrupa Dev-Genç’in faaliyetlerinden suç çıkartmaya çalışıyorlar. Sanıktan delil arıyorlar.
…
Bazı evlerde sadece bir Grup Yorum atkısı buldular, onu delil olarak sayıp dosyaya koymuşlardı.
Yoldaşlarımı saatlerce ters kelepçe ile beklettiler.
Annemin evinde üvey babama zorla kağıtlar imzalattılar. Kendisinin Almancası yok. Ona bir tercüman getirmeleri gerekiyor. Ama yapmadılar.
Normalde baskında kırdıkları kapıyı tamir etmeleri gerekiyor ama onu da yapmadılar.
Buna benzer bir çok hukuksuzluklar var.
Bir odada bekletilirken kendileri diğer odaları arıyorlar. Ne yaptıklarını bilmiyoruz. İçerde neyi aldıklarını bilmiyoruz.
Korkuyu yendik. Bunu çok net Temel Haklar Derneği’nin düzenlediği 19 Aralık anmasında gördük. 400 km uzaklardan gelen ailelerimiz geldi, geçmiş olsun dileklerinde bulundu. İhtiyacımız var mı diye sordular…”
Anayasayı koruma örgütü tarafında takip ile taciz edilen Yoldaş Yıldız yaşadıklarını anlattı.
Yaptığı açıklamada Yoldaş Yıldız şu ifadelere yer verdi:
“ Alman istihbaratı tarafından fiziki olarak takip edildim. Bunu neden yapıyorlar? Beni korkutmaya yıldırmaya çalışıyorlar. Bunu kurumumuzu sahiplenmeyelim, faşizme karşı eylemlere gitmeyelim, tutsaklarımızı sahiplenmeyelim istiyorlar…
Teknik ve fiziki takipte bulunarak özel hayatın gizliliği ilkesini tanımayarak kendi vatandaşlarına güvenmiyor, onları potansiyel düşman olarak görüyor.
Gizli çalışan, halkını gizli gizli takip eden bir devlet gayrı meşrudur.
Gizli olmak yasadışı olmak demektir.
Gayrı meşru olmak demektir.
…
Biz gizli servislerin suçlarını teşhir ediyoruz. Yalanları, komploları, gayrı meşru taktikleri, yerle bir ediyoruz.
Asıl olarak bunların yapmak istediği; biz Temel Haklar üyesiyiz, buralar bizim yerimiz, evimiz. Yerimiz yurdumuz belli, yaptıklarımız belli, yapacaklarımız da belli, taleplerimiz belli. Baskıyla korkuyu yaymak istiyorlar, yapmak istedikleri bu. Bunu beceremeyecekler. Biz kurumlarımızı sahiplenmeye devam edeceğiz.”
Avrupa Alevi Halk Meclisi’nden Faruk Ereren hem evine yapılan baskın ile ilgili anlatımlarda bulunurken, emperyalizmin saldırganlığı ve kanun yasa tanımazlığına değindi. Yaptığı açıklamada şu noktalara değindi:
“Bugün burada bu kadar toplanmamız amaçlarına ulaşamadıklarını gösteriyor.
Bütün bu faaliyetlerinin ana amacı bizi korkutmak olduğunu düşünürsek, ki bu tamamen doğrudur… biz korkmadığımız sürece onlar yenildiler. Çünkü yapacakları başka bir şey kalmıyor…
Bugünkü dünyada orman kanunu bile yok artık. Ne ahlak ne yasa, hiçbir şey kalmadı.
Kapitalizmin merkezindeki Amerika’nın başkanı Venezüella’da bir kadın ona karşı sert konuştu diye “ben bu kadını öldüreceğim” diyebiliyor.
Veya bir başka ülkeye operasyon düzenliyor. Başkanını kaçırıyor..
Bir tarafta yasadışı tamamen bir terör organizasyonu baştan aşağı. Bir taraftan da yasal haklar temelinde yasaları savunan bir yapı burası. Legal, açık bir dernek burası.
Bizim yasal haklarımızı savunuyor. Yani yasayı savunan diğer yanlarını bir tarafa koyarsak bugün sadece devrimciler var. O yüzden buraya saldırıyorlar…
Kimse bana seni tanık gösterebilir miyiz diye sormuyor. Savcı beni tanık ilan etmiş, yetmemiş bir de evimi basma kararı vermiş… yani bu dünyada yok böyle bir şey. 12 Eylül döneminde de yoktu böyle bir şey. Bir şahidin evinin basıldığını tarihsel olarak da bilmiyorum.
Bu nedenle 129 maddesinin nasıl faşist bir yasa olduğunu, nasıl orman kanunun ötesinde bir yasa olduğunu bize tekrar gösteriyor. Bu da bizim bu konudaki mücadelemizin çok önemli olduğunu gösteriyor… Bu yasaya karşı mücadele esasen bütün yasal haklarımızın da savunma mücadelesidir.
Bu durumun ana nedeni dünyadaki durumdan bağımsız değildir. Özellikle El Aksa saldırısından sonra emperyalizmin nasıl paniklediğini biliyoruz. Puşi takmayı yasakladı.
Emperyalizm artık düşünsel ve politik olarak kitleleri ikna gücünü kaybetmiştir. Ne yapacak? Baskı, terörle sindirmeye çalışacak. Peki bunu yapıyor ne oluyor? Yüzüne gözüne bulaştırıyor. Bulaştıkça çıldırıyor.
En son ABD’de bir kadını katletti sınır koruma polisi. Minnesota eyaletinin güvenlikten sorumlu kadın çıktı dedi ki, polis yüzüne maske takmaz, bunlar yasadışı teröristtir dedi, gelsinler Minnesota’ya tutuklayacağız.
Emperyalizm şunu demek istiyor; Yok başka yolunuz. Ne dersek boyun eğeceksiniz. Yasak, kural, ahlak kalmadı bu dünyada. Biz varız!
Bu halkı hiçbir şey yerine koymaktır. Ama halk da kendini ifade etmeye başladı.
Bugün Latin Amerika’da 5 gerilla örgütü bir araya geldi savaşma kararı aldı.
Dolayısıyla biz korkmazsak onların işi bitti. O nedenle, cesareti yaymalıyız.
…
Beni DHKP-C merkez komite üyesi gösteriyor.
Beni bu davadan yargılanmışsın. Senin kendi memleketinde 8 yıl yargılamışsın beni. Yok böyle bir şey demişsin. Biz ne dersek o diyorsun.
Böylesine bir saçmalık olamaz.
Hepimizin halkımıza cesareti yaymamız lazım. Korkuyu yenmemiz lazım. Emperyalizmin yenilmesi bizim korkuyu yenmemizdir.
EMPERYALİZM NEREDE ÇARESİZ KALIYOR?
HADİ ULAN HADİ ÇEK TETİĞİ DEDİĞİNDE ÇARESİZLER, BİTİYORLAR. BÜTÜN DÜNYAYI KORKUTABİLİR AMA FEDAYI GÖZE ALMIŞ, DAVASI UĞRUNA YOK OLMAYI GÖZE ALMIŞ BİR İNSAN KARŞISINDA ÇARESİZ OLUYORLAR.
BİZ TÜRKİYELİ FEDAYI GÖZE ALMIŞ DEVRİMCİLER OLARAK EMPERYALİZMİ YENDİ. VE BU YENİLGİYİ DÜNYAYA YAYMALIYIZ.
Daha sonra söz sırası Ahmet Düzgün Yüksel’e geçti. Av. Ahmet Düzgün Yüksel baskınların hukuksuzluğuna ve benzer hukuksuzluklara karşı neler yapılabileceği konusunda bilgi verdi. Yaptığı açıklamada Ahmet Düzgün Yüksel şu ifadelere yer verdi:
“…
Trump bunun önünü açtı, Filistin olayları vs derken; Almanya kendi yasasını çabuk yırttı. İki gün içerisinde bir sürü yasadışı işlemler yapmaya başladı…
Polisler adam dövüyor, hiçbir yasayı uygulamıyor…
Biz o zaman ne diyeceğiz.
Hop dur bakalım.
Biz senin zaten yasal olmadığını biliyorduk ama… bizim testiplerimizde bu var: Emperyalizm kendi yasalarına uymaz zaten. Ama sen bu yasaları yazmışsın, biz bu yasalara seni uydurtacağız. Bu gömlek sana dar geliyor tamam, biz bunu sana uyduracağız. Nasıl yapacağız:
Tercüman isteyeceğiz, getirmeyecekler belki, saatlerce slogan atıp bekleyeceğiz.
Avukat isteyeceğiz, avukat yasal hak çünkü. Getirmeyecekler belki ama biz saatlerce slogan atarak bekleyeceğiz. Tuvalete göndermeyebilirler, kelepçeyi çok sıkabilirler. Ona karşı tepki göstereceksin, fiili tepki göstereceksin. Başka şansın yok. Adam zaten yasayı uygulamıyor.
… onların üzerinde baskı oluşturmak bizim görevimiz.
Bu dünyanın muhalifleri bizleriz. İlk saldıracakları hakiki muhalifler…
Düşünün ki iki insan nişanını direnerek yapmak zorunda kaldı. Direnerek nişan mı yapılır.
Güya pandemi kontrolüne gelmiş!
Nişana gözaltı arabasıyla gelmiş, pandemi kontrolüne!!!
…
Avukatlık bürolarımız, basın bürolarımız… basınla ilgili Türkiye’de yaptıklarımızı burada da yapmak zorundayız. Tamam direnerek bir yere kadar getirebiliriz ama izole yaşarsak emin olun ki onlar amaçlarından hiçbir zaman vazgeçmez.
Anayasayı koruma örgütünün başındaki adam NAZİYMİŞ!
Meşruyuz evet doğru, yasalız, haklıyız, haksız olan onlardır… ama bunu nasıl ispatlayacağız? Bunu da güçlenerek yapacağız. Geri çekilerek değil. Geri çekil, geri çekil… nereye kadar.
Polis evimize geldiğinde, polisle karşılaştığımızda neler yapacağız. Bu konuda kitapçığımız var. Bunu okumalıyız öncelikle. Hatta çoğaltmalıyız. Herkesin elinde olmalıdır.
Herkesin susma hakkı vardır. Evrensel bir haktır. Susma hakkı ama incelikleri vardır… Polis haklarını hatırlatmalıdır. Hatırlatmazsa sen bana hatırlatmadın demek lazım.
…
Tercüman getirmedin, odaya giriyorsa neye giriyorsun? Hırsız mısın? İtiraz etmek lazım. Arama belgesini ben şurada şurada bulunmadığım için imzalamıyorum demelisiniz. İmzalamak yerine beni şu odayı ellerim bağlı 8 saat beklettiler, itirazlarıma rağmen avukat getirmediler. Yazılı bir metin olsa 7 gün içinde itiraz etme şansı daha çok olur..
İkinci bir yol daha var. Hukuksuz durumun tespiti için özel mahkemelerde dava açabiliyorsun. Biraz masraflıdır. .., Ama mahkeme o zaman bütün herkesi çağırıyor, evrakları delilleri topluyor… yapılan bu işlemin yasal veya yasadışı olmadığına karar veriyor.
Susma hakkı da, suçlamayı reddetmek bile ifade sayılıyor. Bu da yeni kanun. Ben bunu tanımıyorum bile ifade vermek sayılıyor. Susmak gerekiyor. Hiç ifade vermemek gerekiyor.
Tutanaklarda da imzalamamak da bir yöntem. Ancak dediğim gibi şu hakkım olmadı, bu hakkım olmadı… bunlar yerine getirilmedi diyerek imzalamak daha güçlü. Bunları yazıp imzalamamak daha güçlü. Hakimin önüne gittiği zaman niye imzalamadığını hakim görmüş olacak.
Arama kararını göstermek zorundalar.
Zorla imzalamak diye bir şey yoktur.
Polis seni çağırabilir. Gelin diyebilir. Polise gitmek zorunda değilsiniz kesinlikle. Savcılık çağırırsa… savcılık da polis marifetiyle çağırır. O zaman avukatla gidebilirsin. Gitmek istiyorsanız da avukatınızla gidin. Tek başınıza gitmeyin.
Hakim kararı olmadan gözaltı yapamazlar.
Sabah 6 akşam 10’a kadar arama yapabilirler. Onun dışındaki saatler panik yaratmak içindir.
Arama sırasında kimlik gösterebilirsiniz. Arama iznine bakmak gerekir. Evin sahibi bulunması gerekir. Asıl şüpheli evin sahibiyse bir başka komşu getirilmelidir. … Mutlaka tanık olması gerekir… Aksi taktirde asla izin vermemek gerekir.
Özel hukuka göre. Mesela birisi uyuşturucu satmış. Evine girdikleri zaman odası neresi, dolabı hangisi diye sorarlar. Başka yere bakamazlar. …
Eşyalar kırılamaz. Tahrip edemez.
Sonrasında da ne arayıp ne buldunuz diye sorabilirsiniz, bunları size söylemek zorundalar.
Asıl olarak söyleyeceklerim, bunlar zamanla oturacak. Haklarımızı bilelim. Korku ve endişelerimizi giderecek olan bilgidir.
O yüzden kitapçıklarımızı okumalı ve yeterince yoksa çoğaltmalıyız.”
Gerçek Haber Ajansı’nın canlı yayınladığı basın açıklamasını ajansımızın facebook hesabından da izleyebilirsiniz…