Nazi partisi AfD ne savunuyor? Vatan Partisi, neden faşist AfD’ye destek çağrısı yapıyor. Bu soruların cevaplandığı yazımızın ikinci bölümünü yayınlıyoruz (Aşağıdaki yazı Halk Okulu dergisinin 20 Eylül 2026 tarihli 358. Sayısından alınmıştır.)
***
(Bölüm 2)
ALMANYA EMPERYALİZMİ ABD EMPERYALİZMİNE TAMAMIYLA BAĞIMLI HALDEDİLER

AfD Eş Başkanı Alice Weidel’in açıkça ilan ettiği program şudur: “Sınırları kapatacağız, ülkede kalma hakkı bulunmayanları ve suç işleyen yabancıları sınır dışı edeceğiz.”
Burjuva devletinin tekelinde olan “suç” ve “kalmahakkı” kavramları, faşist bir iktidarda ilk olarak göçmen emeğini terörize etmek ve baskı altına almak için kullanılacaktır.
Kendi varoluşsal zeminini göçmen karşıtlığı, İslam karşıtlığı ve ırkçılık üzerine kuran faşist bir parti içinde Türkiyeli halka “aktif faaliyet ve iktidar ortaklığı” önermek, halkı kendi celladına aşık etmeye çalışmaktır.
AfD’nin tescilli ırkçılığını ve yabancı düşmanlığını “ABD propagandası” diyerek aklamak, faşizmin ideolojik özünü kitlelerden gizlemektir.

Faşizmin çok net tarifi vardır. Faşizm, Georgi Dimitrov’un tanımıyla; finans kapitalin en gerici, en şovenist ve en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğüdür.
AfD gibi partilerin kitle tabanını genişletmesi, tekelci kapitalizmin halkın haklı öfkesini manipüle etme, demagoji yapma yeteneğinden beslenir.
AfD, sistem içi krizlerin (yoksulluk, güvencesizlik) faturasını sistemin asıl sahibi olan tekelci burjuvaziye değil; göçmenlere, mültecilere ve yabancılara keserek sahte bir düşman yaratmaktadır. Bu durum, sınıfsal öfkenin yönünü saptırmak için faşizmin tarih boyunca kullandığı klasik bir yöntemdir. Burjuva demokrasisinin halkı koruyamadığı noktada, sermaye sınıfı faşizm sopasını yedekte tutar. Fransa’da Marine Le Pen’in NATO’nun askeri kanadından çıkmayı savunarak milliyetçi, popülist söylemleri kitleleri yedeklemesi de aynı madalyonun diğer yüzüdür.
Almanya emperyalizmi asla tarihinden ders çıkarmamış ve asla Nazi faşist tarihini mahkûm etmemiştir. Bugün Avrupa’da yükselen faşizm dalgası sosyalist ülkelerin yokluğundadır.
Almanya emperyalizmi asla ve asla ideolojik olarak faşist düşüncelerinden ve iddialarından vazgeçmemiştir. Sadece Sovyetler Birliği’nin ve halk kurtuluşu örgütlerinin varlığı onları zorunlu entegrasyona itmiştir. Ama bugün sosyalist ülkelerin ve sosyalist örgütlerin olmayışı ya da güçsüzlüğü onlara tekrar faşist partilerini kurma ve iktidara getirme cesareti getirmiştir.
Bir yandan da kendi krizleri bunu onlara mecbur bırakmaktadır. 200 yıl önce kullandıkları yöntemleri kullanıyorlar. Ömürlerini uzatmak için çırpınırken etraflarına saldırıyorlar ve pervasızlaşıyorlar. Yani emperyalizmin artık faşizmi, işkenceyi, işgalleri yükseltmek dışında yaşama şansı yoktur.
Ama tarihin yasaları çok açık. Emperyalizm çürümüş kapitalizmdir.
Dünya halklarının baş düşmanı ABD ve emperyalist ülkelerin yaşama şansı yoktur.
Emperyalizm yıkılmaya mahkûmdur.
Ekonomik altyapının krizi ve üstyapıdaki çatlaklar bizlere öğretir ki; toplumsal ve siyasi süreçlerin belirleyicisi en nihayetinde ekonomik altyapıdır.
Almanya’nın doğu eyaletlerinde AfD’nin %43,8 gibi yüksek bir oy oranına ulaşması, sadece ideolojik bir sapma değil; Berlin’deki Merz hükümetinin uyguladığı neoliberal politikaların, enerji krizinin ve emekçi kitlelerin yoksullaşmasının doğrudan bir sonucudur. ABD emperyalizmine göbekten bağımlılığın sonucudur.
Ukrayna’daki faşist iktidarın desteklenmesi üzerinden körüklenen yaptırımlar ve Rusya gazının boykot edilmesi, en ağır faturayı Almanya işçi sınıfına kesmiştir. Altyapıda biriken bu ekonomik buhran, üstyapıda burjuva demokrasisinin meşruiyet krizine ve faşizmin yükselmesini sağlamıştır.
AfD’nin Rusya ile ekonomik ilişkileri yeniden kurma ve Ukrayna’ya desteği kesme hamlesi, emperyalist çıkarlarını koruma güdüsünden kaynaklanmaktadır. Bu asıl olarak kendi taraftar kitlesinden oy toplama propagandasıdır.
AfD Eş Başkanı Alice Weidel’in SaksonyaAnhalt eyalet seçim zaferi sonrası açıklamalarında, “Biz seçimlere Ukrayna’nın ya da başka ülkelerin değil, Almanya’nın çıkarlarını savunma sözüyle girdik” çıkışı ile emperyalist devlet aygıtının şeflerine (Merz/CDU) yönelttiği sözler, sahtedir. “Ulusal Çıkar” söylemi ve burjuva şovenizmi Weidel’in kitlelerin gözünü boyamak için kullandığı “Almanya’nın çıkarları” düşüncesi, şovenizminin ve faşizmin tescilli birer tezahürüdür.
Sınıflı bir toplumda soyut bir “ulus çıkarı” yoktur; yalnızca egemen sınıfın çıkarı vardır.
AfD’nin tarihsel görevi, emperyalist tekelci sermaye tarafından yoksullaştırılan, emperyalizmin krizi altında ezilen Almanya işçi sınıfının haklı sınıfsal öfkesini, “yabancı düşmanlığı” ve “göçmen karşıtlığı” kanalına akıtmaktır.
Weidel’in vaat sıralaması faşizmin kriz dönemlerindeki reflekslerini birebir yansıtmaktadır: “Gereksiz harcamaları keseceğiz, sınırların kontrolünü sağlayacağız, suç işleyen yabancıları sınır dışı edeceğiz ve sınırları kapatacağız.”
Bu söylem, kapitalist üretim tarzının yarattığı yapısal krizleri (işsizlik, bütçe açıkları, sosyal çöküş) sistemin asıl faili olan tekelci sermayeden kaçırıp toplumun en savunmasız kesimi olan göçmen halkların üzerine yıkma stratejisidir.
Faşizm, kriz anlarında sömürüyü gizlemek için kitlelerin önüne attığı “günah keçileri” üzerinden yükselir.
AfD asla ABD emperyalizminin denetimi dışına çıkacak bir parti değildir. Bunun bir zemini de yoktur, çünkü Almanya emperyalizminin ABD hegemonyasına girmesi bugün başlamadı, bugün artık bir sonuç yaşıyoruz.
AfD’nin Saksonya Anhalt’daki seçim başarısından sonra burjuva partilerinin AfD ile koalisyona kapıyı kapatması, sadece bir tiyatrodur ki faşizmin mayasını üreten bizzat emperyalist düzenin kendisidir.
Faşizme, emperyalist savaşlara ve sömürüye son verecek tek irade; işçi sınıfının örgütlü mücadelesi ve dünya halklarının devrimci meşruiyetidir.
TEK KURTULUŞ
HALK MECLİSLERİ VE HALK KOMİTELERİNDE BİRLEŞMEK VE ÖRGÜTLENMEK!
Emperyalist ülkeler, tıpkı Hitler faşizminin iktidara geldiği süreçte olduğu gibi kendi iç krizlerini göçmenlere mal ederek kendi halkının öfkesini kendisine yönelmesini engellemek için faşist partileri büyütüyor.
Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türkiyeli başta olmak üzere, göçmen halklar faşizmden kendilerini koruyabilmek için faşizme karşı Halk Meclislerinde ve Halk Komitelerinde birleşmeli ve örgütlenmelidir.
VATAN PARTİSİ’NİN NAZİLERİ VE FAŞİSTLERİ MEŞRULAŞTIRMASINI TEŞHİR EDİYORUZ!
ONLARIN HEDEFİ NAZİ PARTİLERİ MEŞRULAŞTIRMAKTIR
ÇÜNKÜ NAZİLERLE AYNI İDEOLOJİYE SAHİPLER!
VATAN PARTİSİ YA DA AYDINLIK HAREKETİ AKP’NİN SÖZCÜSÜDÜR!
TÜRKİYE DEVRİMCİ SOL HAREKETLERİNİN DÜŞMANIDIR!
Onlarca devrimciyi faşizme ihbar ederek katledilmesine sebep olmuştur!
TEŞHİR EDİYORUZ, MAHKÛM EDİYORUZ!VATAN PARTİSİ İLE İLİŞKİ KURMAK,
ONLARI DESTEKLEMEK ABD’Yİ, AKP’Yİ, AfD’Yİ YANİ FAŞİZMİ DESTEKLEMEKLE EŞ DEĞERDİR!
Vatan Partisi’nin tarihi faşizmi meşrulaştırma tarihidir. Bugün ülkemizde görevi AKP faşizmini meşrulaştırmaktır. AKP, Türkiye tarihinde gelmiş geçmiş en Amerikancı, en siyonist, en işbirlikçi iktidardır. İşbirlikçiliğini saklamak için türlü demagojileri başvurur.
AKP’nin doğrudan temsili düzeyde gidemediği ülkelere ise Vatan Partisi gider.
VATAN PARTİSİ AKP’NİN SÖZCÜSÜDÜR!
AfD’yi desteklemek, aslında ABD emperyalizminin ve AKP faşizminin gerçek düşünceleridir. Ama bunu sol adına ihbarcı Aydınlık hareketine yaptırıyorlar.
VATAN PARTİSİ İDEOLOJİK OLARAK
AKP’Yİ SAVUNUYOR!
Aydınlık hareketi ve Vatan Partisi Türkiye’de AKP faşizmini, başta eski Sovyet ülkelerinde olmak üzere, aynı zamanda Çin ve Kore’de de meşrulaştırmakla görevlidir.
Bugün ise Avrupa’da faşist partileri meşrulaştırma görevini üstlenmiş durumda. AntiAmerikancı, antiNATO’cu söylemleri ise sadece bir illüzyon ve demagojidir.
İdeolojik olarak bu hareket NATO’cudur. Çünkü desteklediği AKP ve Avrupa’daki faşist partiler NATO’cudur. Bugün NATO demek ABD emperyalizmi demektir.
ABD emperyalizmi dünya imparatoru olmadan yaşam şansı olmadığını biliyor ve bütün dünyanın ABD’nin birer eyaleti olmasını istiyor. Emperyalist ülkeler veya işbirlikçi ülkeler buna karşı çıkmaz, çıkamaz. Bunun karşısında ancak antifaşist ve antiemperaylist ülkeler ve örgütler durabilir.
Antiemperyalist, antifaşist örgütlerin ve partilerin, kendine sol, sosyalist, aydın diyen herkesin görevi, Vatan Partisi’ni ve Aydınlık hareketini teşhir etmektir.
Vatan Partisi’nin sol adına dünyanın hiçbir yerinde söz hakkı olamaz!
Çünkü Vatan Partisi Türkiye’de MarksistLeninist devrimci örgütleri faşizme ihbar etmekle tanınır ve lanetlenir. Türkiye halkları ile tek bir bağları yoktur ve olmayacaktır.
Vatan Partisi ABD’nin partisidir ve ABD’nin politikalarını hayata geçirir.
Onlar devrimcilerin katilidir. Bugün de Nazileri açıktan destekliyorlar.
Bu nedenle kendine antiAmerikancı, antiemperyalist, sol veya antifaşist diyen hiç kimse, bu parti ile ortak bir birlikte, toplantıda veya etkinlikte yer almamalı.
VATAN PARTİSİ İLE BAĞI OLAN TÜM ÜLKE VE ÖRGÜTLERE ÇAĞRIMIZDIR;
VATAN PARTİSİ İLE İLŞİKİ KURMAK FAŞİZMİ DESTEKLEMEKLE EŞ DEĞERDİR!
VATAN PARTİSİ AKP’NİN SÖZCÜSÜ DEVRİMCİLERİN KATİLİDİR!
VATAN PARTİSİ VE AYDINLIK HAREKETİNİ HER YERDE TEŞHİR EDELİM, MAHKÛM EDELİM!
SOL VE ‘ANTİAMERİKANCILIK’ ADINA AKP’Yİ VE NAZİLERİ MEŞRULAŞTIRMALARINA İZİN VERMEYELİM!
